reklam

SON DAKİKA

Soma Olay Gazetesi
reklam

Acılar İlk Günkü Gibi

Acılar İlk Günkü Gibi
Bu haber 12 Mayıs 2017 - 11:57 'de eklendi ve 4.063 kez görüntülendi.

Acılar İlk Günkü Gibi

Soma ilçesinde 3 yıl önce meydana gelen maden faciasında sevdiklerini yitirenlerin ve ilçede yaşayanların acısı dinmiyor. Her ambulans sesinde irkilen Somalılar facianın bıraktığı psikolojik izleri hala ilk günkü gibi taşıyor. Öte yandan faciada oğullarını, kardeşlerini, yol arkadaşlarını kaybeden erkekler, aileler ve geride kalanlar acı dolu hatıralarla yeni bir hayat kurmanın mücadelesini veriyor.
Soma’nın Eynez mevkisindeki ocakta 13 Mayıs 2014’te yaşamını yitiren 301 kişinin arasında 23 yaşındaki Ali Şahin de vardı. Sevdiği kızla evlenmek, yeni bir eve taşınmak, araba sahibi olmak umuduyla madendeki işine faciadan 1 hafta önce başlayan Şahin’in arkasından üzülen sadece ablası, babası olmadı.
Ali Şahin ile aynı zamanda madende işe başlayan ancak 3 gün dayanabilen enişte Bülent Yüksel de evladı yerine koyduğu kayınbiraderini kaybetmenin acısını anlatırken gözyaşlarına hakim olamıyor.

“Saçlarım 1 ayda beyazladı”
Madenciliği bıraktıktan sonra asıl mesleği fırıncılığa dönen Bülent Yüksel (44), yaptığı açıklamada, o kış Soma’da iş bulamadığını, boş durmamak için 2014 yılının mayıs ayında maden ocağına birlikte indiklerini söyledi.
Çalışma koşulları ağır olduğu için hastalandığını ve olay günü işe gidemediğini ifade eden Yüksel, yaşadıklarını şöyle anlattı:
“Ali dedi ki ‘Enişte madene girelim, ev alırız.’ Düğün yapmak istiyordu. Ben 2-3 gün çalıştım, zehirlenince çıktım. Ertesi gün facia oldu. Ali öldü, dayım da öldü. Ali’ye çok üzüldüm. Benim çocuğum olmadı, Ali benim kayınçom değil oğlum gibiydi. 5 senedir benim yanımdaydı çok seviyordum onu, çok. O sabah onlara da ‘Gitmeyin’ dedim. Arkalarından takip ettim. O zaman bana kızdılar, yevmiyelerinin kesileceğini söylediler. Otobüs hareket etmişti, arkasından koşup yetiştiler.”
Ali olmadan yaşamanın çok zor olduğunu, bir türlü unutamadığını söyleyen Yüksel, geceleri uyuyamadığını, doktor yardımı aldığını söyledi.
Olayın ardından 1 ayda saçlarının beyazladığını belirten Yüksel, üzüntüsünü “Keşke o gün onu göndermeseydim. Beni dinlemedi ki beni dinlemeyince ne yapacaksın? 23 yaşındaki delikanlıya da vurulmaz ki.” sözleriyle dile getirdi.

Önce eşini sonra oğlunu kaybetti
Ali Şahin’in babası Bayram Şahin de önce eşini kanser hastalığından kaybettiğini, birkaç ay sonra da oğlunu maden faciasında şehit verdiğini belirtti.
Yalnız kalmamak için evlenmek istediğini, ancak dolandırıcılara parasını kaptırdığını anlatan Şahin, evlenme vaadiyle kendisini kandırarak 150 bin lirasını alarak kaçan kadınla ilgili polis ve savcılığa başvurduklarını ancak sonuç çıkmadığını söyledi. Şahin, “Keşke Ali ölmeseydi, bunlar yaşanmasaydı.” dedi.

“Madenci görünce oğlumu görmüş gibi oluyorum”
Faciada hayatını kaybeden maden işçisi İsmail Çoşkun’un (28) babası Halil Çoşkun (59), madende yangın çıktığını ve oğlunun vardiyası sırasında olduğunu öğrendikten sonra fenalaştığını ve hastaneye kaldırıldığını söyledi.
Maden başında 5 gün boyunca oğlundan gelecek mutlu bir haber için beklediklerini, kendilerinden alınan DNA sonrası oğlunun cenazesinin belirlendiğini aktaran Çoşkun, olaydan 17 gün sonra cenazeyi defnettiklerini belirtti.
Çoşkun, oğlunu kaybetmenin acısını yaşarken gelininin üzüntü nedeniyle erken doğum yaptığını, babasının ” Berkay” ismini vermek istediği bebeğe onun adını yaşatmak için “İsmail Berkay” ismini verdiklerini aktardı. Çoşkun, “Ben bir günden bir güne oğlumu unutamadım, haftada 3-4 defa onun kabrine gidiyorum. Acım ilk günkü gibi, oğlum 24 saat aklımda unutamam da onu.” dedi.
Oğlunun ölümünden sonra hastalandığını anlatan Çoşkun, ” Torun şimdi gelse benim yanıma ‘Dede ben madene gireceğim’ derse çalıştırmam onu orada, madene sokmam. Yoldan bir madenci gelince sanki oğlumu görmüş gibi oluyorum.” ifadelerini kullandı.
Çoşkun, oğlunun montunu sakladıklarını, zaman zaman çıkarıp, onu koklayıp sevdiğini söyledi.

“Kendimizi torunla avutuyoruz”
Maden faciasında hayatını kaybeden 301 kişiden biri de 30 yaşındaki Hakan Uçkun’du. Baba Bayram Uçkun, oğlunun acısını derinden hissettiklerini, onun ismini yaşatmak için vefat ettiği dönemde 7 aylık olan torunu Ömer’e mahkeme kararıyla “Hakan Ömer” ismini verdiklerini söyledi.
Evlat acısının çok ağır olduğunu dile getiren baba Uçkun, “Oğlumu hiç unutamadım, her şey ilk günkü gibi. Her hafta mezarlığa gidip oğlumu ziyaret ediyorum. Evlat acısı başka bir şeye benzemiyor, dayanılacak gibi değil. Kendimizi torunla avutuyoruz.” dedi.

“Kardeşimin anılarını yaşatıyorum”
Faciada hayatını kaybeden maden işçisi Zühtü Yıldırım’ın (28) ağabeyi Salih Yıldırım (38), kendisinin de aynı madende çalıştığını, olaydan 2,5 ay önce annesinin rahatsızlanması üzerine işi bıraktığını kaydetti.
Kardeşinin acısının azalmadan devam ettiğini vurgulayan Yıldırım, madende çalışanları görünce içinin yandığını belirtti.
Yıldırım, kardeşinin anılarını yaşatmak için elinden geleni yaptığını anlatarak, “Kardeşim güvercinleri çok severdi. Köye gelince kuşları uçururdu. Ben de burada tahta bir kafes yaptım, onun anılarını yaşatıyorum. Evin önüne diktiği güle özenle bakıyorum.” dedi.

 

reklam
SON DAKİKA HABERLERİ
reklam
İLGİLİ HABERLER