Soma Olay Gazetesi

BU AYIP ÇOK BÜYÜK BİR AYIP….

BU AYIP ÇOK BÜYÜK BİR AYIP….
Bu haber 20 Aralık 2017 - 10:02 'de eklendi ve 1.466 kez görüntülendi.

Abonenin Elektik ve Suyunun Kesilmesi Hukuka Aykırıdır

BU AYIP ÇOK BÜYÜK BİR AYIP….

Son Zamanlarda vatandaşların sosyal medyadanda paylaşımda bulunmaya başladığı elektrik ve özelliklede su kesilmesine ilişkin kötü hizmetler vatandaşların zaten eksik aldığı ve hatta hizmetlein yetersizliğinden dolayı şikayetçi olduğu Soma’da büyüyen bir sorun olmaya devam ediyor.

Peki faturası ödenmedi diye vatandaşların suyun kesmek yerine ne yapılmalı.

Aslında suyun ve elektriğin yaşamımızda kapladığı yeri ve önemi izah etmeye çalışmak yersiz olacaktır. Yirmi birinci yüzyılda bir vatandaşın evinde elektrik veya suyun olmaması bizce hiçbir şekilde izah edilemez bir durumdur . Tekel niteliğinde bir kamu hizmeti sunan belediyenin ve/veya su, elektrik şirketinin sunduğu yaşamsal hizmeti, bedelini alamadığı gerekçesiyle durdurması tümden hatalıdır. Zira bu kurumların yapmaları gereken alacaklarını tahsil etmek için -tıpkı tüm diğer resmi ve özel tüzel kişiler gibi- hukuki yollara başvurmaktır. Kişilerin ekonomik yönden zor duruma düşmüş olmaları, onların borçlarını ödemelerini sağlamak için insan onuruna yakışmayan bir biçimde tazyik edilmelerini gerektirmez. Bedelini ödeyemez hale düştüğü için bir kimsenin içme suyundan, temizlenmekten, gıdalarını temizlemekten, evini temizlemekten, çocuklarını temiz tutma imkanından, yahut aydınlanmaktan mahrum kılınması savunulamaz bir ayıptır.

Alacağını alamadığı için borçluyu döven bir kabadayının davranışı ile alacağını tahsil etmek için insanları en yaşamsal ihtiyaç olan sudan yoksun bırakan zihniyet arasında ayrım yapmak mümkün değildir.

Önce yürürlükteki hukuka aykırılık meselesini izah edelim. Yürürlükteki hukuk kişinin ekonomik yetersizlikleri nedeniyle insana yakışmayan bir yaşam sürmeye mahkum olmamasını arzulamaktadır. Bu nedenle Anayasamız 5. maddesinde Devlete; “kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak” ve 56. maddesinde; “herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak” ödevlerini yüklemiştir.

Bir kişinin fatura ödeyecek parası olmadığı için evinde banyo yapacak suyu ya da gece aydınlanacağı elektriği olmaması durumu açıkça kişinin “insan onuruna yakışmayan şartlarda” yaşamaya zorlanmasıdır. Anayasa temel hak ve özgürlüklerin hangi durumda askıya alınabileceğini 15. maddesinde belirtmiştir. (Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.) Kişinin ekonomik güçten mahrum olmasının bu maddede sayılan şartlara girmediği açıktır. Tam da bu nedenle İcra İflas Kanunumuz kişilerin gelirlerinden ve mallarından haczedilemeyecek olanları belirlemiştir. -Sözgelimi; borçlunun kendisi ve mesleği için lüzumlu elbise ve eşyası, borçlu ve ailesine lüzumu olan yatak takımları ve ibadete mahsus kitap ve eşyası, vazgeçilmesi kabil olmayan mutfak takımı ve pek lüzumlu ev eşyası, borçlunun ve ailesinin iki aylık yiyecek ve yakacakları ve borçlu çiftçi ise gelecek mahsul için lazım olan tohumluğu, devamı için bkz. İ.İ.K. m. 82 ve 83- Yani kanun koyucu borçlu olan kişilerin dahi insan onuruna uygun olmayan koşullar altında yaşamasına izin vermemiştir.

Anayasanın anılan maddeleri ışığında kişileri insan onuruna aykırı şartlarda yaşamaya sürükleyen bedeli alınmadığı gerekçesi ile yaşamsal ihtiyaç maddelerinin sunumunun durdurulması uygulaması Anayasaya açıkça aykırıdır, iptal edilmelidir.

Uluslararası sözleşmeler devletlere insan hakları bakımından kimi yükümlülükler getirirler. Konumuza ilişkin ilk akla gelenleri şunlardır; “hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz.” (AİHS m.3, Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi m. 7) “Devletler herkese, kendisi ve ailesi için yeterli bir yaşam standardına sahip olma sağlar. Bu standart, yeterli beslenmeyi, giyinmeyi, barınmayı, ve yaşama koşullarının sürekli olarak geliştirilmesini de içerir.” (Yaşama Standardı Hakkı, Ekonomik Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslar arası Sözleşmesi m.11) “Devletler, herkesin mümkün olan en yüksek seviyede fiziksel ve ruhsal sağlık standartlarına sahip olma hakkını tanır.” (Sağlık Standardı Hakkı, Ekonomik Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslar arası Sözleşmesi m.12) Bir kimsenin parasını ödeyemediği için tüm ailesiyle birlikte susuzluğa ya da karanlıkta oturmaya mahkum edilmesi adı konulmamış da olsa bir cezadır ve usulünce onanmış uluslararası anlaşmalara (yani yürürlükteki hukuka) açıkça aykırıdır. Devlet çok daha ağır bir ekonomik yük getirmesine rağmen, sağlık standardı konusunda çaba harcamaktadır. Hiçbir geliri olmayan kimselerin yararlandığı “yeşil kart” adı verilen sistem bunun göstergesidir. Kişilerin hastalandıklarında” ödeme gücünden yoksun olmaları sebebiyle sağlıksız kalmaya ve hatta ölüme gidebilecek bir sürece mahkum edilmeleri insan onuruna açıkça aykırıdır bu nedenle bu kişilerin tedavi bedellerinin devletçe üstlenildiği bu uygulama yerindedir ve destek görmektedir. Ancak aynı kişilerin ödeme gücünden yoksun olmaları sebebiyle susuzluğa (yani; hijyen yokluğuna, temiz besin alma imkanını yitirmeye, bitlenmeye, hastalığa, hele çocuk ve bebek olan evlerde açıkça ölüm riskine) mahkum edilmeleri yasal ve uygun kabul edilmektedir.

Bir yanılsama ile kişilerin bedelini ödemedikleri halde bu hizmetlerin sürdürülmesi durumunda tahsilatın mümkün olmayacağı, ödeme yapılmaması sebebiyle bu kurumların zararlarının taşınamaz boyutlara varacağı iddia edilebilir. Öncelikle bu iddia doğru değildir, büyük gecikme zammı işletilen bu borcu ödememek kişilerin zararına olacaktır. Üstelik icra kanalıyla tahsilat her zaman mümkün olacağı için kişiler diğer tüm borçlarına olduğu gibi su ve elektrik borçlarına sadık kalacaktır. Uygulamacı olarak biz, maaşımın belli bir bölümü dışında haciz yapılamıyor, evde de asgari yaşam koşullarına yetecek miktarda eşya bırakılıyor öyleyse kredi kartı borcumu (veya buzdolabı taksitini,veya vergimi) ödemeyeyim diyen bir borçlu görmedik. Haciz uygulamasının getirdiği rahatsızlık ve korku, ödeme gücü olanların ödeme yapmasını sağlamaktadır. Kaldı ki, su veya elektrik şirketlerinin ne vergi dairesinden, ne bankalardan ne de beyaz eşya bayilerinden farkları yoktur.

Hukuk devletinde tahsil edilemeyen alacağı tahsil etmenin yolu icra dairelerinden geçer. (en azından öyle olduğu varsayılmalı, öncelikle kamu kurumu niteliğindeki kuruluşlar bu ilkeye uymalıdır.)

Ancak bazı kötü niyetli insanların aşırı su ve elektrik tüketimi yapacağı ve tahsil edilemeyen bu bölümün sonuçta dürüst tüketicilerden dolaylı olarak tahsil edileceği gene de ileri sürülebilir. Bu meselenin de teknik olarak kolayca aşılması mümkündür. Bugün kullanımda olan elektronik sayaçlar evlerin belli bir asgari miktarı ( evde ikamet eden kişi sayısının bir kişinin insan onuruna uygun biçimde yaşamasını sağlayacak birim miktarla çarpılması sonucu elde edilmelidir; örneğin bir kişinin aylık asgari su ihtiyacı A birimse ve o evde B sayısınca kişi ikamet ediyorsa: A x B = asgari miktar) her şartta almasını bu miktarın üstüne çıkıldığında kullanımı kapatmayı sağlayabilirler. Dolayısıyla kötü niyetli aşırı kullanım ihtimali teknik olarak engellenebilecektir.

Sonuç olarak insanların ekonomik güçsüzlüklerinden ötürü temel haklardan mahrum edilemeyecekleri gerçeği ışığında; tekel niteliğinde kamu hizmeti veren elektrik ve su idareleri; Anayasa ve belgelerle korunan insan haklarına açıkça aykırı olan, bedelinin ödenmediği gerekçesi ile su ve elektriğin kesilmesi uygulamasına derhal son vermelidir. Bu idarelerin gelir kaybı endişesini, kişi haklarından daha yukarı koyacaklarını beklememek saflık olacağından burada hukuk uygulamacılarına önemli bir iş düşmektedir. Yasa koyucunun ve İdare’nin bu hatadan dönmeyeceği varsayımı ile; mümkün olan her durumda bu uygulamanın Anayasa’ya aykırılığını ileri sürerek, iptal edilmesini sağlamak uygulamacıların omuzlarına düşen bir sorumluluktur.

Kaynak : http://www.sosyalguvenlikmusaviri.net/haber/469-guncel-abonenin-elektik-ve-suyunun-kesilmesi-hukuka-aykir.html

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER