reklam
reklam

SON DAKİKA

Soma Olay Gazetesi
reklam

Doğa severlerden 11 km’lik Soma turu

Doğa severlerden 11 km’lik Soma turu
Bu haber 07 Şubat 2017 - 11:11 'de eklendi ve 54 kez görüntülendi.

Doğa severlerden 11 km’lik Soma turu
Soma Doğa Sporları Derneği bu hafta sonu da yine Soma’nın eşsiz güzelliklerinin yerini aldığı kül barajı bölgesinde 11 kilometrelik bir tur gerçekleştirdi. 35 kişilik grupla Soma’dan yola çıkan doğa severler Kızılören, Şifa Dağı, Hayıtlı(Kül) Barajı, Beyce ve Heciz mahalleleri bölgesinde keşif turu yaptı. Bölgede dağlarının zirvesine kurulan rüzgar güllerinin bulunduğu bölgeye de çıkan doğa severler anı ölümsüzleştirerek birbirinden eşsiz fotoğraflar çekildi.
SODOS katılımcıları yaşadıkları anı şu şekilde özetledi; ” Bugün 05.02.2017 Pazar günü. Yani bir hafta boyunca heyecanla beklediğimiz, SODOS Yürüyüş Günü. Güzergah Kızılören Köyünden başlıyor ve Beyce ile Heciz arasında tarlası olan SODOS yürüyüşçüsü Yılmaz Demir’in tarla evinde sonlanıyor. Hava sıcak ama kapalı. Güneş hiç yok. Hava arasıra biz SODOS Yürüyüşçülerini “Yağmur geliyor ha! Dönün.” der gibi korkutmaya çalışıyor ama nafile SODOS bu. Yola çıktık ve gemileri yaktık bir kere. Yürümeden, hedefe ulaşmadan, balıkları yemeden dönüş yok.
Emektar ve yürüyüşçü kaptanımız Şeref 35 SODOS yürüyüşçüsünü saat 08:45 gibi Kızılören Köyü girişine bırakıp Yılmaz Beye yardıma ve orada beklemeye döndü.
Biz de Hadi Bismillah diyerek yürüyüşümüze başlıyoruz. Köyün alt ucundan Şifa Dağına, üst ucuna doğru çıkarken köyün sessizliğini bize havlayan köpekler bozuyor.
Bu günün en önemli özelliği aramızda gençlerin, hatta çok gençlerin olması. Örneğin Berre henüz 9 yaşında ama doğuştan SODOS yürüyüşçüsü sanki. Soma Cemil Meriç Anadolu Lisesi öğrencileri, Edebiyat Öğretmeni Ekrem Bey ve diğer katılımcılar, tam 35 kişiyiz.
Bir kere ilk dikkat çekici enerji üretimi yapan rüzgar gülleri. Somadan da görülebilen bu pervanelerin büyüklüğü yanına gelindiğinde daha iyi anlaşılıyor. Biz hiç rüzgar hissetmedik ama pervaneler kendi tempolarında tıkır tıkır dönüyor. Ne güzel temiz enerji. Çamurla şimdilik karşılaşmıyoruz. Şifa dağının uzantısı sırta kadar rampa çıkıyoruz. Burada meyil bitiyor ve Ayıtlı Barajı bölümüne doğru bir süre iniş yaptıktan sonra sağa dönüyoruz. Daha sonra kahvaltı için planladığımız büyük çınar ağacı ve çeşme olan yere geliyoruz. Burada Başkan 15 dk. Kahvaltı molası veriyor ama ortam o kadar güzel ki yarım saate yaklaşıyor mola. İyi ki buraya gelmişiz, bu güzellikleri görmüşüz, fotoğraf çektirmişiz diyor insan.
Hava şimdilik güzel. Çamur yok, yağmur yok, manzara ve temiz hava bol. Bir yürüyüşçü daha ne ister. Yukarı sırta, yani rüzgar santralı yoluna doğru devam. Ve rüzgarcıların yolunu tekrar kesiyoruz. Bu arada yağmur hafif yağmaya başladı. Herkes yağmur olasılığına karşı getirdiklerini kullanmaya başlıyor. Kimileri tek kullanımlık naylon yağmurluğunu giydi. Kimileri su geçirmez avcı elbiselerini giydi. Bazıları kapşonlarını taktı. Ben de dahil 5 kişi ise şemsiyelerini açtı. Evet dağ başında ilk defa şemsiye kullandım. Yol üzerinde fotoğrafta da görüleceği üzere henüz erimemiş kar yığınlarını gördük. Çok muhteşem manzaralar var. Ama bu havada fotoğraflarla ancak bu kadar anlatılabiliyor. Hani derler ya “Yaşamak lazım”. İşte bu arada o anları yaşadık hep beraber. Herşey çok güzel.
Evet, yağmur sağanak değil ama hafif çiseliyor. Son pervanenin yolu ile birlikte yürüdüğümüz yol da bitiyor. Beyce hemen altımızda görünüyor. Önce çalıların arasından 200 m. kadar dik olarak iniş. Bu arada çalılardaki su özellikle pantolon ve ayakkabılarımızı ıslattı. Bir traktör yolunu kestik. Ama çamurlu yol. Ve 1 km. kadar düz olarak yürüdükten sonra patika yola çevirdi. Tekrar iniş olarak çalıların arasında dikine yürüyüşe devam. Yılmaz Demir’in evini epeydir görüyoruz. Kavuşmamıza az kaldı. Son engelimiz dereyi zorlanmadan geçtik. 150 m. çamurlu zeytinlik tarladan yürüyüşten sonra mekan sahibi Yılmaz Demir, ailesi ve (Maşaallah dünya güzeli) torunları bizleri gülerek karşıladılar.
Sofra elbette Halil İbrahim Sofrası gibi değil. Ancak bu havada, bu koşullarda, bu imkansızlıklarda, bu kadar kişiye ancak bu kadar güzel bir sofra hazırlanabilirdi. Balık (hemde deniz balığı uskumru) + salata + içecekler + çay. Daha ne istenir ki. Bir SODOS üyesi Yılmaz Demir’e (aynı zamanda Soma’da Masör Muharrem olarak bilinir ve TEK’ten emekli Muharrem Demir’in kardeşi) ve ailesine içten teşekkürler. Ama havaların daha güzel olduğu İlkbaharda Yılmaz Beyden bunun tekrarını bekliyoruz. Çekirge sürüsü gibi orada hazırlanan yiyecekleri ve sırt çantalarımızda getirdiklerimizi yarım saat gibi bir zamanda silip süpürüp saat 13:30 gibi dönüşe geçtik. Bakalım SODOS bir hafta sonra bizi yine hangi gizemli, güzel, yakın yerlerden bir yere götürecek.”

Etiketler :
reklam
SON DAKİKA HABERLERİ
reklam
İLGİLİ HABERLER

ankara escort bayanescort ankaraankara escortankara escort