çankaya escort
Soma Olay Gazetesi

İlişkilerin katili: Kıskançlık!

İlişkilerin katili: Kıskançlık!
Bu haber 10 Aralık 2018 - 11:41 'de eklendi ve 248 kez görüntülendi.

İ

Hayatı etkileyen önemli duygulardan biri olan kıskançlık, dozu ayarlanmadığında ilişkilerin katili olabilir. Elinde olanı kaybetmeme kıskançlığının kişinin kendine olan güvensizliğini gösterdiğini belirten uzmanlar, “Sana güveniyorum ama çevrendekilere güvenmiyorum” söyleminin aslında“Ben sana da güvenmiyorum” anlamına geldiğini söylüyor. Kıskançlığın en patolojik halinin Othello Sendromu olduğunu belirten uzmanlar, terapi desteği alınmasını öneriyor. Uzmanlar, hasetlikten farklı olan imrenmenin ise patolojik bir yönü olmadığını belirtiyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Mahir Yeşildal, kıskançlık duygusunun iki farklı boyutu bulunan ve hayatı etkileyen önemli duygulardan biri olduğuna dikkat çekti.

Kıskançlık duygusunun iki farklı boyutu olduğunu, bunlardan birinin “elinde olan şeyi kaybetmeme korkusu üzerine kurulu kıskançlık”; diğerinin ise “başkasında olanın kendisinde olmasını isteme kıskançlığı” olduğunu kaydeden Psikiyatri Uzmanı Mahir Yeşildal, şunları söyledi:

İmrenmenin patolojik tarafı yok

“Elinde olanı kaybetmeme kıskançlığı kendine güvensizliği gösteriyor. Bu durum, değersizlik ve çaresizlik duygularını getiriyor. Başkasında olup kendisinde de olmasını istemek haset dediğimiz hadisenin de öncülüğü ilk adımı. Bende yoksa onda da olmasının ilk adımı bu. Başkasında olan bir özelliğin ya da nesnenin kendisinde de olmasını istemeye ise gıpta yani imrenme denir. Bunun patolojik bir yönü yoktur. Ben de yoksa başkasında da olmasın düşüncesi haset dediğimiz bir hadiseyi tetikliyor.”

Seven insan kıskanır anlayışı hayatı cehenneme çevirebilir

Kıskançlık duygusunun ikili ilişkileri büyük ölçüde etkilediğini belirten Psikiyatri Uzmanı Mahir Yeşildal, “Eşler arasında ilişkiyi ele alalım. ‘Sevgilim, ben sana güveniyorum da çevreye güvenmiyorum. Senin yanlış yapmayacağını biliyorum ama çevrede çok değişik insanlar var ‘ şeklindeki sözler, dışardan bakıldığında ‘Seven insan kıskanır, dozunda kıskançlık iyidir’ gibi bir algıyla karşılanıyor. Toplum içinde kabul görmüş bir anlayış. Bu tür sözlerin hayatı cehenneme çevirme yönünde önemli bir basamak olduğu kanaatindeyim. Bu sevgiliniz, eşiniz ya da arkadaşınız olabilir. ‘Sana güveniyorum ama çevrendekilere güvenmiyorum’ demenin Türkçesi aslında ‘Ben sana da çok güvenmiyorum’ demektir” diye konuştu.

Çok kontrollü, kıskançlık dozu yüksek ilişkilerin iki tarafa verdiği zararlara değinen Psikiyatri Uzmanı Mahir Yeşildal, “Sevgiliniz ya da eşinizin Instagram şifresini isteyip ona yazılan mesajları kontrol etmeyin sakın. Kendini bilen insan kendini taşıyacaktır zaten. Eş ya da sevgililik hayatında her iki tarafın karşılıklı olarak birbirinin hayatını zehir etmeye, başkasının hayatı üzerinde hükmetmeye hakkı yoktur” dedi.


Kıskançlığın en patolojik hali: Othello Sendromu

Kıskançlığın en patolojik formunun Othello Sendromu olduğunu kaydeden Psikiyatri Uzmanı Mahir Yeşildal, şunları söyledi:

“Othello Sendromu’nda ortada hiçbir şey yokken, hiç bir somut veri yokken, kişinin telefonuna o an cevap verememesi, gittiği yerden daha önce söylediği saatten 3 dakika daha geç dönmesi, kıyafetinde bir saç teli bulunması, kişiyi bir şüpheye değil bir kanaate sevk eder. Othello Sendromu’nda kadının üzerinde kısa bir saç teli varsa adam için kadın onu kesin aldatmış demektir. Bu sütçü bile olabilir. Bakkal da olabilir, sevgilisi de olabilir, başka bir şey de olabilir. Othello Sendromu’nda adam için eşinin bir erkeğin fotoğrafını beğenmiş olması kesin bir delildir.”

Cinayetlerin altındaki neden: Othello Sendromu

Othello Sendromu’nun çok dikkat çeken bir rahatsızlık olmadığını kaydeden Psikiyatri Uzmanı Mahir Yeşildal, “Kişinin işlevselliği sadece eşi ya da sevgilisiyle ilgili o kısıtlı alanla kalmıştır, o kısıtlı alanda bozulmuştur. Bu kişiler doktor, avukatlık ya da ev hanımı olabilir. Ama ikili ilişkilerde her gün kavga, her gün gürültü, sevdiği kişiye hayatı zehir etme durumu vardır. Oldukça ciddi bir tablodur. Bazen gazetelerin üçüncü sayfalarına yansıyan ‘cinnet getirdi’ haberlerinin bir kısmında patolojik kıskançlık vakaları vardır. Kadın cinayetlerinin bir kısmının altında Othello Sendromu vardır. Adama göre kadın boşanmak istediyse bunun gerekçesi şiddet ya da geçimsizlik değil mutlaka aldatmadır. Bu vakaların mutlak suretle psikolojik tedavi görmesi gerekir” uyarısında bulundu.

Terapi desteği alınmalı

Yoğun kıskançlık duygusu yaşayan kişilerin eşini ya da sevgilisini sosyal medyadan takip etmesinin kişiyi depresyona sürüklediğini kaydeden Psikiyatri Uzmanı Mahir Yeşildal, “Kendini hüzünlü, çaresiz, değersiz, mutsuz hissediyor. Karşı tarafı sıkarak kontrolü ele alarak, gittiği her yeri bilmeye çalışarak, arkadaşlarını belirlemeye çalışarak hayatı zindan ediyor. Böyle bir sevgi maalesef olamaz. Bu tip kıskançlık durumlarında da en azından bir terapi desteği almak gerekiyor. Hayat böyle geçmez. Toplum içerisinde dile getiren dozunda kıskançlık, seven insan kıskanır sözlerinin her zaman masumiyet ve sevgiyi ifade etmeyeceğini vurgulamak istiyorum” diye konuştu.

Kehribarın milyonlarca yıllık serüvenini araştırdıktan sonra www.mykehribar.comisimli kehribar sitesi kuran Burla Güçlüoğlu, kehribar diş çıkarma kolyeleri hakkında şu bilgileri verdi:

BALTIK BÖLGESİNDEN GELİYOR

“Hemen hemen tüm kehribar diş çıkarma kolyeleri, Baltık bölgesindeki kozalaklı ağaç özlerinin fosilleşmiş reçineleri olan kehribarlardan üretilmektedir. Baltık bölgesinin karanlık ve soğuk ormanlarından çıkartılır ve 44 milyon yıldan daha eskidirler.

Baltık bölgesi, kehribar yatakları ile tanınmaktadır ve zaman zaman “Baltık altını” diye de adlandırılmaktadır. Dünyanın çeşitli bölgelerinde de kehribar yatakları bulunmaktadır; fakat Baltık kehribarı yüksek derecede süksinik asit içermesi ile tanınmaktadır.

Kehribar diş çıkarma kolyeleri, diş çıkarma dönemindeki bebeklerin takması için tasarlanmıştır. Bebeğin vücut sıcaklığı kehribarı ısıtarak içeriğindeki süksinik asiti dışarı salmasına yol açar. Teorik olarak, salınan bu süksinik asit kan dolaşımına emilerek bebeğin ağrısını azaltacak şekilde etki eder.

BALTIK KEHRİBARININ SİHİRLİ İÇERİĞİ: SÜKSİNİK ASİT

Baltık kehribarının şifa veren özelliğinin nedeni olan esas bileşen yüzde 8’e varan miktarlardaki süksinik asittir. Süksinik asit pek çok vitamin desteğinde, kalp ilaçlarında ve arterit için lokal merhemlerde bulunmaktadır.

Baltık kehribarı özellikle Çin tıbbında aktif bir içerik olarak da kullanılmaktadır. Baltık kehribarı kolyeleri pek çok Avrupa ve Asya ülkesindeki eczanelerde satılmaktadır.

Peki amber diş çıkarma kolyesindeki süksinik asit tam olarak nasıl işe yarıyor?

Teorik olarak bebeğin boynunun etrafındaki Baltık kehribarı ısındığında süksinik asit içeren yağlar serbest kalır. Ardından asit deri tarafından emilerek kan dolaşımına karışır.

Süksinik asit, ABD Gıda ve İlaç Kurumu (FDA) tarafından güvenli bulunmaktadır. Çünkü “Süksinik asit, insan besinlerinde yaygın olarak kullanılan bitki ve hayvanların doğal yapısında geniş çapta bulunmaktadır.” Süksinik asit yenilebilen ürünlere sık sık katıldığı için FDA’nın dikkatini çekmiş ve test edilmiştir.

KEHRİBAR DİŞ ÇIKARMA KOLYESİ NASIL KULLANILIR:

Uygun ölçüdeki kolyeyi bebeğinizin boynuna takın (güvenli olması için klipsle sabitlenmesi tavsiye edilir).

Kolye taktığını unutturmak için bebeğin dikkatini dağıtmanız gerekebilir.

Öğle uykusu ve gece uykusu sırasında kolyeyi çıkartın.

Yanında biri yokken bebeğin kolye takmamasına dikkat edin.

GERÇEĞİ SAHTESİNDEN NASIL AYIRT EDİLİR?

Kehribar kolyeyi sıcak bir şeyin karşısına koyun. Yağlarının salınmasıyla hafif bir çam kokusu almanız gerek.

Kolyeyi bir kumaş parçasına sürtün ve sonra kumaşı kağıda yaklaştırın, statik elektrikle kağıdı kendine çekmesi gerekir. Gerçek Baltık kehribarı ise statik elektriğin artması gerekir.

BEBEĞİM NE ZAMAN DİŞ ÇIKARTMA

KOLYESİ KULLANMAYA BAŞLAYABİLİR?

İki aylık olan bebekler kehribar diş çıkartma kolyesi takmaya başlayabilirler. Bebeğin bu kadar küçükken kolyeyi takması onu çekiştirmeden ya da ısırmadan takmaya alışması için iyi olacaktır.

Kehribar diş çıkarma kolyeleri genellikle diş çıkarmanın sona erdiği üç yaşına gelene kadar bebeklere takılmaktadır. Fakat pek çok çocuk görünüşünü sevdiği için bu kolyeleri daha ileri yaşlarda da takmaktadır.

KOLYE NE KADAR UZUNLUKTA OLMALIDIR?

Kehribar diş çıkartma kolyesi için standart ve uygun uzunluk 32 cm ya da yaklaşık 12,6 inçtir.Bu rahatsızlık vermeyecek kadar uzun, ısırma, çekiştirme ya da dolanmaya yol açmayacak kadar kısa bir ölçüdür.

BEBEĞİM UYKUDA TAKABİLİR Mİ?

Güvenlik nedeniyle bebekler kehribar diş çıkarma kolyelerini sadece uyanıkken ve başlarında bir yetişkin bulunduğu sırada takmalıdırlar. Kolyenin gündüz uykusu sırasında ve gece yatarken çıkartılması gerekir.

BEBEĞİN NEFES BORUSUNU TIKAYABİLİR Mİ?

Çoğu kehribar diş çıkarma kolyesi kopmaya karşı ve çifte düğümlü dizilen boncuklardan yapılmıştır. Büzülme ya da nefes borusunu tıkamaya karşı ilave güvenlik tedbirleri sağlar.

NASIL BAKIM YAPMAK GEREKİR?

Kolyeyi her ay yumuşak bir sabunla yıkayın ve güneşte kurutun (ısı yağların tekrar ortaya çıkmasını sağlar). Çocuğunuz kolye ile birlikte yıkanabilir. Klorlu havuzlara girmeden önce çıkarılması iyi olacaktır.

14 GÜNDE KOŞULSUZ İADE

E-ticaret ve e-ihracat sitelerine altyapı hizmeti sağlayan RGS Yazılım tarafından güvenli e-ticaret hizmeti sunulan mykehribar.com 14 gün içinde koşulsuz iade garantisi sunuyor.

n yıllık şifa: Kehribar

Bebeklerin ilk dişlerinin görünmesi heyecan verici olsa da epey gürültülü bir süreçtir. Akan salyalar, sızlanmalar, uzun ve uykusuz geceler… Bu sıkıntılı süreçte, kehribarlardan yapılmış diş çıkarma kolyeleri annelerin imdadına yetişiyor.

Kehribarın milyonlarca yıllık serüvenini araştırdıktan sonra www.mykehribar.comisimli kehribar sitesi kuran Burla Güçlüoğlu, kehribar diş çıkarma kolyeleri hakkında şu bilgileri verdi:

BALTIK BÖLGESİNDEN GELİYOR

“Hemen hemen tüm kehribar diş çıkarma kolyeleri, Baltık bölgesindeki kozalaklı ağaç özlerinin fosilleşmiş reçineleri olan kehribarlardan üretilmektedir. Baltık bölgesinin karanlık ve soğuk ormanlarından çıkartılır ve 44 milyon yıldan daha eskidirler.

Baltık bölgesi, kehribar yatakları ile tanınmaktadır ve zaman zaman “Baltık altını” diye de adlandırılmaktadır. Dünyanın çeşitli bölgelerinde de kehribar yatakları bulunmaktadır; fakat Baltık kehribarı yüksek derecede süksinik asit içermesi ile tanınmaktadır.

Kehribar diş çıkarma kolyeleri, diş çıkarma dönemindeki bebeklerin takması için tasarlanmıştır. Bebeğin vücut sıcaklığı kehribarı ısıtarak içeriğindeki süksinik asiti dışarı salmasına yol açar. Teorik olarak, salınan bu süksinik asit kan dolaşımına emilerek bebeğin ağrısını azaltacak şekilde etki eder.

BALTIK KEHRİBARININ SİHİRLİ İÇERİĞİ: SÜKSİNİK ASİT

Baltık kehribarının şifa veren özelliğinin nedeni olan esas bileşen yüzde 8’e varan miktarlardaki süksinik asittir. Süksinik asit pek çok vitamin desteğinde, kalp ilaçlarında ve arterit için lokal merhemlerde bulunmaktadır.

Baltık kehribarı özellikle Çin tıbbında aktif bir içerik olarak da kullanılmaktadır. Baltık kehribarı kolyeleri pek çok Avrupa ve Asya ülkesindeki eczanelerde satılmaktadır.

Peki amber diş çıkarma kolyesindeki süksinik asit tam olarak nasıl işe yarıyor?

Teorik olarak bebeğin boynunun etrafındaki Baltık kehribarı ısındığında süksinik asit içeren yağlar serbest kalır. Ardından asit deri tarafından emilerek kan dolaşımına karışır.

Süksinik asit, ABD Gıda ve İlaç Kurumu (FDA) tarafından güvenli bulunmaktadır. Çünkü “Süksinik asit, insan besinlerinde yaygın olarak kullanılan bitki ve hayvanların doğal yapısında geniş çapta bulunmaktadır.” Süksinik asit yenilebilen ürünlere sık sık katıldığı için FDA’nın dikkatini çekmiş ve test edilmiştir.

KEHRİBAR DİŞ ÇIKARMA KOLYESİ NASIL KULLANILIR:

Uygun ölçüdeki kolyeyi bebeğinizin boynuna takın (güvenli olması için klipsle sabitlenmesi tavsiye edilir).

Kolye taktığını unutturmak için bebeğin dikkatini dağıtmanız gerekebilir.

Öğle uykusu ve gece uykusu sırasında kolyeyi çıkartın.

Yanında biri yokken bebeğin kolye takmamasına dikkat edin.

GERÇEĞİ SAHTESİNDEN NASIL AYIRT EDİLİR?

Kehribar kolyeyi sıcak bir şeyin karşısına koyun. Yağlarının salınmasıyla hafif bir çam kokusu almanız gerek.

Kolyeyi bir kumaş parçasına sürtün ve sonra kumaşı kağıda yaklaştırın, statik elektrikle kağıdı kendine çekmesi gerekir. Gerçek Baltık kehribarı ise statik elektriğin artması gerekir.

BEBEĞİM NE ZAMAN DİŞ ÇIKARTMA

KOLYESİ KULLANMAYA BAŞLAYABİLİR?

İki aylık olan bebekler kehribar diş çıkartma kolyesi takmaya başlayabilirler. Bebeğin bu kadar küçükken kolyeyi takması onu çekiştirmeden ya da ısırmadan takmaya alışması için iyi olacaktır.

Kehribar diş çıkarma kolyeleri genellikle diş çıkarmanın sona erdiği üç yaşına gelene kadar bebeklere takılmaktadır. Fakat pek çok çocuk görünüşünü sevdiği için bu kolyeleri daha ileri yaşlarda da takmaktadır.

KOLYE NE KADAR UZUNLUKTA OLMALIDIR?

Kehribar diş çıkartma kolyesi için standart ve uygun uzunluk 32 cm ya da yaklaşık 12,6 inçtir.Bu rahatsızlık vermeyecek kadar uzun, ısırma, çekiştirme ya da dolanmaya yol açmayacak kadar kısa bir ölçüdür.

BEBEĞİM UYKUDA TAKABİLİR Mİ?

Güvenlik nedeniyle bebekler kehribar diş çıkarma kolyelerini sadece uyanıkken ve başlarında bir yetişkin bulunduğu sırada takmalıdırlar. Kolyenin gündüz uykusu sırasında ve gece yatarken çıkartılması gerekir.

BEBEĞİN NEFES BORUSUNU TIKAYABİLİR Mİ?

Çoğu kehribar diş çıkarma kolyesi kopmaya karşı ve çifte düğümlü dizilen boncuklardan yapılmıştır. Büzülme ya da nefes borusunu tıkamaya karşı ilave güvenlik tedbirleri sağlar.

NASIL BAKIM YAPMAK GEREKİR?

Kolyeyi her ay yumuşak bir sabunla yıkayın ve güneşte kurutun (ısı yağların tekrar ortaya çıkmasını sağlar). Çocuğunuz kolye ile birlikte yıkanabilir. Klorlu havuzlara girmeden önce çıkarılması iyi olacaktır.

14 GÜNDE KOŞULSUZ İADE

E-ticaret ve e-ihracat sitelerine altyapı hizmeti sağlayan RGS Yazılım tarafından güvenli e-ticaret hizmeti sunulan mykehribar.com 14 gün içinde koşulsuz iade garantisi sunuyor.

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER