reklam
reklam
Soma Olay Gazetesi
reklam
Sercan Okur

KUŞAKTAN KUŞAĞA AKTARILAN LEZZET

KUŞAKTAN KUŞAĞA AKTARILAN LEZZET
Bu haber 14 Haziran 2017 - 12:11 'de eklendi ve 754 kez görüntülendi.

KUŞAKTAN KUŞAĞA AKTARILAN LEZZET

            Helva, Arapça bir kelime olup “hulviyyat” sözcüğünden türemiştir.

Türklerin, helva ile tanışmaları İslamiyet’i kabul edip Arap kültürüne yakınlaşmaları ile başlar. Osmanlı döneminde helva, sıradan bir tatlı olmaktan çıkarak, kültürel ve sosyolojik bir değer haline gelir.

Mevlevilik öğretisinde helva; sabrı ifade eder. Mesnevi’de en çok adı geçen tatlı, helvadır. Anadolu’da, özellikle kahvehane kültürünün yaygın olmadığı dönemlerde ahali, akşamları köy odasında bir araya gelerek sosyalleşirdi. Bu sosyalleşme ve istişare sohbetlerinde çayın yanında helva ikram edilirdi. İnsanların ikram olarak helva yedikleri bu toplantılara zamanla “helva sohbeti” adı verildi. Genellikle Cuma akşamları yapılan helva sohbetleri, Anadolu’da çok uzun yıllar devam eden bir gelenek haline geldi.

Hemen herkesin, geçmişinde iz bırakan helvanın bugün pek çok çeşidi yapılıyor. Somalı olarak, helva denilince bizlerin aklına ise meşhur Soma helvası geliyor.

Soma’da halen helvacılık yapan ve Soma helvasının müthiş tadını günümüzde yaşatmaya çalışan birkaç tane aile var. Bu ailelerden belki de ilki “Baldır Ailesi…”

Baldır Ailesinin beşinci kuşak ustası Nurullah Baldır, helva tadında geçen sohbetimizde, ailesinin 1828 yılından bu yana helvacılık yaptığını, bildiği ilk ustanın ise dedesinin dedesi olan Abdullah Usta olduğunu keyifle anlatıyor.

  O yıllarda “Baldırlar” lakabı ile anılan aile, helva üretimine şimdiki İnönü Mahallesinin bulunduğu yerde bir bağ evinde başlıyor. Bağ evinde başlayan imalat işi İstiklal Caddesi Numara 17 adresine, yani bugün Baldır Helvanın üretilip satıldığı adrese taşınıyor. Cumhuriyetin ilanı ile Baldır soyadını alan ailede, helva ustalığı babadan oğla aktarılarak günümüze kadar geliyor.

Babası Ali Baldır’ı 1984 yılında kaybeden Nurullah Baldır, aynı yıl Soma Ticaret Odasına kaydını yaptırıyor. Sekiz yaşında girdiği helva imalathanesine adeta ömrünü veren Nurullah Baldır, Soma helvasının lezzet sırrının ve farkının, susamın küllü su ile yıkanmasından ve kullanılan tamamen doğal malzemeden kaynaklandığını söylüyor.

Baldır helvanın tarihi imalathanesini gezdiğinizde dikkatinizi çeken ilk makine, dev gibi bir taşın döndüğü değirmen oluyor. Devasa taşın öğüttüğü susamdan akan yoğun sıvı, tahin olarak karşımıza çıkıyor. Eskiden beygir gücü ile döndürülen bu devasa taş, günümüzde teknolojiden yararlanılarak, elektrikli motor yardımı ile döndürülüyor. Günümüzde helva yapımını kolaylaştıran son teknoloji makineler mevcut ancak Nurullah Baldır, teknolojinin lezzeti yok ettiğini düşünüyor.

Anadolu’nun kadim geleneklerinden biri olan, köy veya mahalle halkının bir araya gelerek sosyalleştiği helva sohbetleri, günümüzde yerini WhatsApp sohbetlerine bırakmış durumda! Çoğu zaman hayatımızı kolaylaştıran teknoloji, aslında farkında olmadan bizi geçmişimizden ve geleneklerimizden uzaklaştırıyor.

Baldır’dan helva veya cevizli lokum aldığınızda, özenle hazırlanmış helva kutusunun üzerinde, altın yaldızlı harfler ile yazılmış; “Bazen hatıralar akılda değil damakta kalır” cümlesini okuyacaksınız. Bu cümle, Soma helvasının da eğer önlem alınmazsa uğrayabileceği akıbeti anlatıyor aslında bize.  Günümüzde ilçemizde, helvacılık çok az aile tarafından yapılıyor. Helvacılığın yaşaması, ustalığın babadan oğla geçmesi ve yeni kuşağın mesleği devam ettirmesine bağlı, Nurullah Baldır’da, mesleğini oğlu Ali Baldır’a öğretmiş. Şimdi bayrağı altıncı kuşak olan oğluna devretmeye hazırlanıyor. Ali Baldır, helvacılığı devam ettirdiği sürece, Soma helvasının tadı damağımızdan da, hatıralarımızdan da eksik olmayacak.

İlçemizin tarihi ve kültürel bir değeri olan helvacılık mesleği eğer korunmazsa, tadı damağımızdan da hatıralarımızdan da silinip, yok olacak…

reklam
SON DAKİKA HABERLERİ
reklam
İLGİLİ HABERLER