SON DAKİKA

Soma Olay Gazetesi
Sercan Okur

SALGINLAR VE DOĞAYA SAYGI

SALGINLAR VE DOĞAYA SAYGI
Bu haber 23 Mart 2020 - 11:20 'de eklendi ve 327 kez görüntülendi.

İnsanlık tarihinde bilinen en eski salgın hastalık; MS 165-180 yılları arasında Roma İmparatorluğu’nda yaşanan Antoninus vebasıdır. Vebaya neden olan bakteri, doğu seferinden dönen askerler ile yayılmış ve imparatorluk nüfusunun yüzde otuzunun kaybı ile sonuçlanmıştır.

MS 541 yılında Bizans tahtına oturan Jüstinyen, askeri birliklerin Konstantinapol’e getirdikleri malzemeler arasında yer alan farelerden yayılan veba salgını ile karşı karşıya kaldı. Bir hafta içinde veba şehirde hızla yayıldı ve başlangıçta günde birkaç yüz olan ölü sayısı, kısa süre sonra binlere ulaştı. Mezar yerleri dolunca, ölüler denize atılmaya başlandı. Konstantinapol, nüfusunun yüzde 40’ını kaybetti.

1346 – 1353 yılları arasında meydana gelen Kara Veba salgınında 75 ila 200 milyon arasında insan hayatını kaybetti.

15. yüzyılda Avrupalılar yenidünyayı keşfetti. Amerika kıtasındaki yerliler ile temas eden Avrupalı kâşifler beraberlerinde getirdikleri virüs ve bakterileri buradaki insanlara bulaştırdılar. Suçiçeği nedeniyle milyonlarca Amerikan yerlisi hayatını kaybetti. Yerli nüfusun yüzde doksanı yok oldu. Bu durum Amerika kıtasının Avrupalılarca kolonileştirilmesini kolaylaştırdı.

16. Yüzyılda ‘Yeni İspanya’ adı verilen bugünkü adıyla Meksika olan bölgede Cocoliztli salgınları baş gösterdi. Balıklarda bulunan salmonella bakterisi kaynaklı olduğu düşünülen salgınlar, toplamda 15 milyona yakın insanı öldürdü.

Uygarlık tarihimizde yedi büyük kolera salgını yaşandı ancak bunlardan en ölümcül olanı üçüncüsü olan ve 1852 – 1860 tarihleri arasında meydana gelen salgındı. Koleranın başlıca sebebi içme sularının kirlenmesiydi.

Üçüncü büyük veba salgını 1855 yılında Çin’de başladı. Salgın sonucunda Çin ve Hindistan’da 12 milyon insan hayatını kaybetti.

1914 – 1918 yılları arasında Tifüs bakterisini taşıyan bitlerin neden olduğu salgın Birinci Dünya Savaşının beraberinde getirdiği bir olguydu. Avrupa ve Asya’da 25 milyon kişi hastalandı.

Birinci Dünya Savaşı’nı takip eden yıllarda 500 milyon insana bulaşan H1N1 influenza virüsü neden olduğu yüksek ateş ile dünya genelinde 50 ila 100 milyon arasında sağlıklı insanın ölümüne neden oldu. Bu sayı birinci ve ikinci dünya savaşlarında ölen insan sayısının toplamından kat kat daha fazlaydı. Salgın İspanyol Nezlesi olarak adlandırıldı.

1957 Asya Gribi salgınına ördeklerde mutasyona uğrayan bir virüs neden oldu. Çin’de başlayan salgın dört milyon kişinin hayatına mal oldu.

20. yüzyılın ortalarında maymunlardan insana geçtiği anlaşılan HIV virüsünün saptanabilen ilk örneği 1959’da Kongo’da görüldü. Ne var ki, teşhisi ve adı ancak 1980’lerde konuldu. Son 30 yılda 36 milyon insanın hayatına mal olan hastalığın halen daha tedavisi bulunmuyor. Yakın tarihimizde yaşadığımız Sars, Mers, Ebola, Kanamalı Kırım Kongo gibi salgınlarda yüz binlerce insan yaşamını yitirdi. Bilim insanları, son dönemde yaşanan salgınlara neden olan virüslerin kaynağının hayvanlar ve vahşi yaşam olduğunu düşünüyor.

2019 Aralık ayında Çin’de başlayan ve tüm dünyaya yayılan Korona virüs salgını “pandemic” ilan edildi. Tüm dünyada vaka sayısı yüz binleri geçmiş durumda. Salgına neden olan Covid-19 virüsünün yarasalarda mutasyona uğradığı ve egzotik hayvan pazarından insanlara bulaştığı tahmin ediliyor.

Dünya salgın tarihini incelediğimizde karşımıza çıkan iki gerçek var;

Salgına neden olan virüs ve bakteriler hayvanlarda mutasyona uğrayarak insanlara bulaşıyor ve her salgın savaş gibi insanlığı yok eden toplumsal felaketlerin ardından patlak veriyor.

İnsanoğlu, doğada yaşayan canlıların sadece bir türü, yeryüzünde milyarlarca canlı türü yaşıyor. Doğanın kendi içinde devam eden bir düzeni ve dengesi var. Bizim dışımızda yer alan tüm canlılar bu dengeyi gözetiyor, doğanın düzenine uyuyor ancak insanoğlu ne yazık ki ele avuca sığmıyor.

İnsanoğlu, tarım devriminden bu yana doğaya saygısını kaybetti. Kendimizi dünyanın tek sahibiymiş gibi görüyor ve bu duyguyla hareket ediyoruz. Bizim dışımızdaki canlıların hayatlarına saygı duymuyoruz. İlk medeniyetlerin kurulduğu çağlardan bu yana daha fazla kaynağa sahip olabilmek adına yaptığımız bitmek tükenmek bilmeyen savaşlar, sanayi devrimi ile toprağa, suya ve havaya saldığımız zehirler, her geçen gün doğa aleyhine genişleyen yaşam alanlarımız, dünyamızın çivisini çıkarıyor. Yaşam alanlarımız, vahşi yaşam alanları ile pervasızca kesişiyor, kesişim noktasında temas ettiğimiz hayvanların taşıdığı virüsler mutasyon geçirerek vücudumuza giriyor.

Son yıllarda artarak yaşadığımız felaketler sizce de bir ikaz değil mi?

Doğa bizi adeta uyarıyor; Üzerime fazla gelmeyin, bana saygı duyun diyor!

Yaşadığımız Korona virüs salgını çağ değiştirecek türden bir vaka. Dünya tarihine geçecek önemli bir zaman dilimine tanıklık ediyoruz. İnsanlık olarak şapkamızı önümüze koymanın ve sorgulamanın vakti geldi. Demokrasi getirmek adına atılan bombalarda ölen masumların, Afrika’da açlıktan ölen çocukların, daha rahat bir yaşam için kestiğimiz ağaçların, yok ettiğimiz hayvanların ahı tutuyor.

Şu bir gerçek; dünyanın bundan sonra kalan bakiye ömründe insanoğlu doğaya saygı duymayı ya öğrenecek ya da öğrenecek! Aksi halde doğa, çaresiz insanlıktan intikamını bir gün mutlaka alacak ve bunun adı da ilahi adalet olacak.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
mersin escort | escort mersin | mersin escort bayan | mersin bayan escort | +18 film izle |