reklam
reklam
Soma Olay Gazetesi
reklam
Sercan Okur

SOMA’DA HAREKET-İ ARZ

SOMA’DA HAREKET-İ ARZ
Bu haber 29 Mart 2017 - 17:17 'de eklendi ve 2.236 kez görüntülendi.

SOMA’DA HAREKET-İ ARZ

             Usta yazar “Reşat Nuri Güntekin”, 1944 yılında kaleme aldığı “Değirmen” isimli romanı ile bizleri 1914 yılına, Anadolu’nun yoksul kasabası Sarıpınar’a götürür. Romanda, kasabanın ileri gelenleri tarafından bir gece eğlencesi düzenlenir ve kasaba Kaymakamı Halil Hilmi Efendi’de eğlenceye davet edilir. Eğlencenin en hararetli kısmında, herkes kendisini dansözün kıvrak vücut hareketlerine kaptırmışken, kasaba Mal Müdürünün “deprem oluyor” diye bağırması paniğe ve kaçışmaya neden olur. Kaçışma sırasında yaşanan arbedede başta Kaymakam ve pek çok kişi hafif şekilde yaralanır. Kasaba halkı daha ne olduğunu anlayamadan, amatör gazetecilik yapan Sarıpınar Belediyesi Baş Kâtibi, dansöz sarsıntısını, gerçek bir deprem haberi gibi İstanbul gazetelerine ulaştırır. Artık ok yaydan çıkmıştır. Haberi sahiplenen İstanbul gazeteleri, Sarıpınar depremini büyük bir felaket gibi anlatır. Yurt genelinde ve hatta yurt dışında yardım kampanyaları düzenlenir. Oysaki Sarıpınar’da yıkılmış tek bir ev dahi yoktur!

Reşat Nuri Güntekin’in devlet içerisindeki çıkarcı ve entrikacı memurları anlattığı, acı bir mizah içeren yapıtı yıllar sonra tiyatroya ve beyaz perdeye uyarlanır. Atıf Yılmaz’ın yönetmenliğini yaptığı 1986 tarihli Değirmen filminde Kaymakam Halil Hilmi Efendi rolünü Şener Şen canlandırır.

Neyse ki 1914 Sarıpınar depremi, devlet içerisindeki çarpık yönetimi anlatan bir roman kurgusudur. Dansözün ateşli ve kıvrak dansından kaynaklanan Sarıpınar depreminin aksine 1919 Soma Depremi gerçek bir acı ve felakettir.

1919 Yılının Haziran ayında Bergama, Yunan askerleri tarafından işgal edilmiştir. Yunan işgalinden kaçan yaklaşık 60 bin Bergamalı, henüz işgal edilmemiş olan Soma’ya göç eder. Savaşların yarattığı yokluk içerisinde zaten zor günler yaşayan Soma halkı, ekmeğini Bergamalı kardeşleri ile bölüşür. Bergama ve Kınık’ın ardından Cinge önlerine dayanan Yunan askeri, Cinge cephesinde Soma halkının direnişi ile karşılaşır. Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde, Anadolu’da yakılan direniş ateşine el veren Soma halkı, Cinge cephesinde gösterdiği kahramanlık ile Yunan işgalini geciktirir.

   İşgale karşı kahramanca direnen Soma halkı ne yazık ki bir de deprem felaketi ile karşılaşır. 18 Kasım 1919 günü gece saat 12.00 sıralarında gerçekleşen depremin şiddeti 6.9 dur. Depremin ardından 25 den fazla artçı sarsıntı meydana gelir. Akçasulu, Naldöken, Vakıflı, Menteşe, Türkali, Söğüşler, Karacahisar, Güçbeyli ve Alibeyli köyleri yerle bir olur. Çok sayıda insan kaybının meydana geldiği depremde, binlerce hayvan da telef olur.

Depremden sonra dönemin Osmanlı Hükümeti, Soma’ya 5 bin Lira yardım gönderir. Yardımın dağıtılması için Göçmen Müdüriyeti Memuru Ali Fehmi Bey görevlendirilir. Gönderilen yardım yeterli değildir. Aylardan Kasımdır, kara kış kendisini iyiden iyiye hissettirmeye başlamıştır. Yunan işgaline karşı direnen Soma halkı şimdi bir de evsiz kalmış, dağlarda ki kuytuluklara çekilmeye başlamıştır.

TMMOB kayıtlarına göre Soma depremi sonucunda yaklaşık 16 bin yapı yıkılmış ve 3 bin kişi vefat etmiştir. Kaymakam İhsan Kutlusoy, Soma isimli kitabında kısmen de olsa Soma depreminden bahsetmiş, depremden sonra ilçe merkezinin yerinin değişerek, Güllüce mevkiinden Yassıtepe’ye taşındığını belirtmiştir.

Soma depremi büyük bir felaket olmasına rağmen, işgalin gölgesinde kalmıştır. Soma halkı için vatan sevgisi, depremin yaşattığı acıların dahi önüne geçmiştir. İşgal dönemi olması nedeni ile Soma depremi hakkında yeteri kadar inceleme yapılmamış, deprem kayıt altına alınamamıştır.

Soma depremi hakkında en önemli bilimsel araştırma Celal Bayar Üniversitesi Soma Meslek Yüksek Okulu öğretim üyeleri Erkan Hafızoğlu ve Fırat Tekin tarafından yapılarak makale haline getirilmiştir. Tarihsel anlamda en dikkat çekici çalışma ise bir Soma sevdalısı olan Samet Arcıoğlu’na aittir.

Fay hattı üzerinde kurulu olan Soma, bugün ne yazık ki kentsel anlamda bir depreme hazırlıklı değil. Bu hazırlığın olmamasının en önemli nedeni ise yerel yönetimler. Oy kaygısı ile hareket eden yerel yönetimleri cezalandıracak seçmen kitlesinin oluşamamış olmasının nedeni ise yakın tarihimizi dahi unutmuş olmamız.

1919 Soma depremi göstermektedir ki, kahraman Soma halkı, vatan mücadelesini her şeyden üstün görmüş, depremin acısını yüreğine bastırmıştır. Günümüzde ise ne yazık ki Soma’da yaşayan pek çok kişi Soma depreminden bihaberdir. Soma depremi ve Soma halkının kahramanlığı bugün Soma’da yaşayan herkese anlatılmalıdır. Ancak bu sayede ortak kent kültürü oluşacak, Soma halkı kökeni neresi olursa olsun kendisini Somalı olarak görecek ve alamadığı hizmetler için yerel yönetimlerden hesap soracaktır.

 

Etiketler :
reklam
SON DAKİKA HABERLERİ
reklam
İLGİLİ HABERLER