Soma Olay Gazetesi
Halis Adıbelli

 YÜZBAŞI KEMAL

 YÜZBAŞI KEMAL
Bu haber 19 Mart 2018 - 11:23 'de eklendi ve 903 kez görüntülendi.

 YÜZBAŞI KEMAL

İzmir’in; 15 Mayıs 1919 tarihinde Yunan ordusu tarafından işgal edilmesi  üzerine, işgali protesto etmek amacıyla düzenlenen ve yüzbinlerce insanın katıldığı Beyazıd ve Sultanahmet mitinglerini kenardan sessizce izleyen erkan-ı harbiye öğrencisi bir yüzbaşı; bu mitinglerdeki  ateşli konuşmaları dinledikçe ve halkın coşkusunu, birlikteliğini gördükçe seviniyor, ümitleniyor; ancak vatanın ve milletin esaretten nasıl kurtarılacağına ilişkin somut bir düşüncenin ileri sürülememesi nedeniyle de üzülüyor, kendi kendine kaygılanıyordu. Devletin çaresizliği, milletin sinmişliği ve teslimiyetçiliği ona, Çanakkale’de aldığı yaraların acısından daha fazla acı veriyordu. Artık halkın öfkesini yatıştırmaktan ve yalvarıp yakarmaktan öteye geçemeyen yine sıradan bir mitingin sonunda; ‘‘Bu iş böyle olmaz, istiklal için silah elde, kelle koltukta savaşmak gerekir.’’ diyen yüzbaşı ani bir kararla; pılısını pırtısını topladığı gibi İstanbul’u terk edip 4 Haziran 1919 tarihinde  Balıkesir’e, annesinin yanına gelir. (1)

Balıkesir halkının çoktandır silahlı direniş kararı aldığından habersiz kahvaltısını yaparken, bahçe kapısından içeriye Balıkesir Kuvâ-yı Milliye Heyeti’nden Sabri ve Vehbi Beyler girer. Yüzbaşı artık yalnız değildir; şimdi daha güçlü, daha ümitli ve vatanı uğruna savaşmak için eskisinden daha da isteklidir. Her ne pahasına olursa olsun Yunanlılarla  savaşacak ve aldığı ilk zaferle;  korkmuş ve pusmuş halka özgürlük ve bağımsızlığın ancak savaşılarak elde edilebileceğini anlatıp onları yüreklendirecek ve böylece bir direniş cephesi oluşturacaktır:   

 

 

 

 

 

     ‘Esaret mi?..  Asla! .. Bugün son Osmanlı padişahı ecdadını, Yavuzları, Fatihleri hiçe sayarak ..hükümetiyle beraber düşmana teslim olmuştur. Şimdi de .. milletin teslim olmasını istiyor. Büyük  peygamberimiz bize teslim olma örneği göstermemiştir, .. peygamberimizin izini bırakmayacağız… Bizler bu gelen düşmanla ya boğuşa boğuşa, öldüre öldüre ölür şehitlerimizin yanına Allah’ımızın huzuruna alnı açık çıkar veyahut istiklalimizle hürriyetimizle, şanlı bayrağımızla, namusumuz ve şerefimizle yaşarız.’ (1)

6 Haziran 1919 günü Akhisar’ı işgal eden Yunanlılar; yerli Rumlar aracılığıyla Kırkağaç ve Soma’ya da haber göndererek, yakında işgal edileceklerini bildirir. Rumlar kasabaların girişine zafer takları yerleştirir, sokakları ve kiliseleri Yunan bayraklarıyla donatırken boynu bükük Türkler, bir matem havası içinde sessizce evlerine çekiliyordu.

Tam 600 yıldır hiçbir karşılık beklemeden ve neden niçin demeden  Devlet-i Âl-i Osman ve din-i islam için cepheden cepheye koşmuş, neredeyse her evinden birer şehit vermiş, şanla şerefle dolu bir mazisi ve bir çift öküzünden başka bir şeyi olmayan bu cengaver halk şimdi; tuz ve ekmekle Yunan ordusunu karşılamaya hazırlanan sarıklı sahte hocaları, hantal eşraf bozmalarını ve altı şalvarlı üstü redingotlu kasaba zenginlerini (2) gördükçe kahroluyor; ancak kendilerine önderlik edecek birinin olmayışından evlerine kapanıp Allah’a dua etmekten başka bir şey yapamıyordu.

Yunan ordusuna karşı önlemler  alınması ve bu kötü gidişata bir son verilmesi gerektiğini düşünen Balıkesir Kuvâ-yı Milli Heyeti’nin çabaları sonucu; kolordudan emrine verilen 70 kişilik bir müfreze ile derhal Soma üzerinden Akhisar’a doğru harekete geçen yüzbaşı yolda karşılaştığı Soma Redd-i İlhak Heyeti’den Bakırlı Hafız Hüseyin Efendi ile beraber Soma’ya gelir. Kimseyi tanımadığı ve araziyi bilmediği gibi müfrezenin ihtiyaçlarını karşılayacak tek kuruş parası bile yoktur.

Yüzbaşının etrafında toplanan Somalılar, müfrezenin ihtiyacı olan parayı hemen oracıkta topladığı gibi bundan sonra da her türlü yardımda bulunacaklarına söz verirler.  Somalıların bu davranışı karşısında duygulanan ve daha da cesaretlenen yüzbaşı, Bakırlı Hafız Hüseyin Efendi’den en doğru toplanma ve saldırı yerinin Kırkağaç’ın Bakır kasabası olduğunu öğrenince Bakır’a gider. Kendini tanıtır ve amacını anlatır. Zaten liderini beklemekte olan Bakır kasabasının cesur yürekli halkı onu sevinçle karşılar. Tüm kasaba halkı 9/10 Haziran 1919 gecesi camide toplanarak gece yarısı, Akhisar’daki Yunan birliklerine yapılacak ani bir baskın için gerekli hazırlıkları yapar.

Önde mağrur bir yüzbaşı arkasında silahlı silahsız, atlı yayan, genç yaşlı ama kararlı köylüler bir mübarek ramazan gecesi, gecenin kör karanlığında  Harta boğazından Akhisar’a doğru yola koyulurlar. Dağlarda  köylülerin yaktığı işaret ateşleri ve yüzbaşının çakmak gibi gözlerinde sevinç gözyaşları. Harta boğazına geçip Süleymanlı’ya yaklaşmışlardı ki geriden dört nala gelen bir atlı yetişip yüzbaşıya bir telgraf uzatır. Bu telgrafta;  Akhisar’daki Yunan birliklerinin  şehri terk ettikleri, ancak Menemen üzerinden gelen başka bir Yunan birliğinin Bergama’yı işgal edeceği, yazılıydı.

Akhisar’ı kan dökmeden kurtarmış olmanın sevinciyle, Allah’a şükreden yüzbaşı; yardım gelene kadar toplayacağı gönüllülerle şehri savunmak için Bergama’ya doğru hızla yol alırken onun Bakır halkıyla birlikte yaptığı Akhisar yürüyüşü, bir destan gibi tüm köy ve kasabalara yayılarak Rumlara korku,Türklere ise bir cesaret vermekteydi. Bergama önlerine gelindiğinde, Yunanlıların eline geçmesin diye havaya uçurulan  askeri cephaneliğin göğe yükselen alevleri şehri aydınlatıyordu.

12 Haziran 1919 günü daha gün ışımadan, davul zurna çaldırarak ve minarelerden selalar okutarak Bergamalıları şehrin meydanına  toplayan yüzbaşı; gönüllülerden oluşturduğu küçük  bir kuvveti Menemen yolu üzerinde konuşlandırır. Bu sırada iyi giyimli ve yörenin tanınmış kişileri oldukları belli dört kişi, yüzbaşıya yaklaşarak kendilerine katılmak istediklerini söylerler. Bunu sevinçle karşılayan yüzbaşı onların; mevzilenecek daha iyi yerler olduğu söylemeleri üzerine hiç tereddüt etmeden onlarla birlikte araziye çıkar. Birliğinden epeyce uzaklaştığı bir anda bu dört kişi aniden; sadece Bergama’yı savunmak amacıyla Akhisar önlerinden neredeyse 70 kilometrelik yoldan gelen yüzbaşının üstüne çullanarak onu kıskıvrak bağlayıp Yunan askerlerine teslim eder. Kumandansız  kalan gönüllü erler de dağılınca Yunanlılar, ellerini kollarını sallaya sallaya 12 Haziran 1919 tarihinde Bergama’yı işgal eder. Bergama kaymakamı Yunan kumandanına; ‘ Yaptığınız haksızlıktır, antlaşmaya aykırıdır, derhal şehri terk ediniz’ diye karşı çıksa da kumandan; yüzbaşıyı Yunan’a teslim eden o dört hainin yazdığı ve milletin de okumadan imzaladığı bir dilekçeyi göstererek kendilerinin;  asayişin sağlanması için halkın daveti üzerine geldiklerini söyler.

İşgalci Yunan kumandanı ibret-i alem olsun diye elleri bağlı yüzbaşıyı kurşuna dizmek için onu, bir manga askerin önüne çıkarır. Yüzbaşı son bir gayretle tehdit edercesine; ‘ Ben şu anda etrafınızı çevirmekte olan, Kuvay-ı Milliye birliklerinin kumandanıyım…’ deyince Yunanlı  kumandan endişelenir ve tedbiren onu; Dikili üzerinden İzmir’e gönderir. Akıncı müfrezelerinin komutanı Somalı Teğmen Niyazi (Erakıncı) Bey, yüzbaşıyı kurtarmak için birkaç mevkiye pusu atarsa da denk getiremez.

Biçare yüzbaşı artık İzmir’de Yunan askeri savcısının karşısındadır.

Yüzbaşının ardından Soma, Balıkesir ve Ayvalık’tan gelen Kuva-yı Milliye birlikleri; 15 Haziran 1919 tarihinde ani bir baskın ile Yunan birliklerini darmadağın ederek Bergama’yı kurtarır ve ilk iş olarak yüzbaşıyı Yunan’a teslim eden o dört hainin peşine düşer. Kimisi öldürülür, kimisi de Yunan askerleriyle birlikte kaçar. O gün Bergama’dan kaçan Yunan askerleri, Menemen’de toplanarak masum halka saldırır ve aralarında Menemen kaymakamının da bulunduğu 700 kişiyi katlederler.

Günlerdir İzmir’de Asansör yakınlarındaki bir hapishanede yatmakta olan yüzbaşı nihayet, kollarına girmiş Yunan askerleri arasında mahkemeye çıkarılır. Yunan askeri savcısı hazırladığı iddianemeyi okur: Yunan topraklarında isyan çıkarmak, vatana ihanet etmek, Bergama baskınını gerçekleştirmek ve Menemen’de katliam yapmak …  Birden salonda bir alkış tufanı kopar. Salonu tıka basa dolduran Rum madam ve matmazellerinin alkış ve sevinç çığlıkları arasında Yunan askeri savcısı kral adına, yüzbaşının idamını istemişti. İdama mahkum edilen Türklerin yolda, önlerine çıkan Rum madam ve matmazelleri tarafından, süngülerle kanları akıtıla akıtıla idam yerine götürüldüğünü anımsayan yüzbaşı, her ne şekilde olursa olsun kaçmaya karar verdi.

Çok değil daha on beş gün önce elleri ceplerinde İstanbul sokaklarını dolaşırken, vatanı ve milleti uğruna savaşmak için yola çıkan ve şimdi ise idam edileceği günü bekleyen, Yunan makamlarının ‘andardis, eshato protosiye’ * dediği bu yüzbaşı; Soma Cephesi Milli Alay Kumandanı Erkan-ı Harp Yüzbaşısı Kemal Bey’di, namıdiğer Kemal Balıkesir.

Balıkesir’de Sarı Kemal olarak tanınan ve asıl adı Mehmet Kemalettin olan Kemal Balıkesir, 1888 yılında Balıkesir’de dünyaya gelir.(1)  Babası Yüzbaşı Hafız Ömer (1854-1916), annesi Müveddet Hanım’dır(1863-1931).

Balıkesir Ali Şuuri İlkokulu, Eyüp Askeri Rüşdiyesi ve Kuleli Askeri İdadisini bitirerek Harb Okulu’na girmiş ve ardından 1909 yılında asteğmen rütbesiyle orduya katılmıştır. Edirne savunmasında göğsünden yaralanmış ve esir düşmüştür. Yapılan antlaşmalar sonucu esaretten kurtulan Kemal Balıkesir, hem tedavi olmak hem de kurmaylık eğitimi almak için İstanbul’a gelir, ancak 1. Dünya Savaşı’nın başlaması üzerine Çanakkale cephesine görevlendirilir, burada, altı yerinden yaralanmış ve yüzbaşılığa terfi ettirilmiştir. Çanakkale zaferinden sonra önce Doğu cephesinde ardından Güney cephesinde görev almıştır .Savaş bitimi İstanbul’a gelerek  Harb Akademisi’ne başlamış; ancak Yunanlıların İzmir’i işgal etmesi üzerine okulunu bırakıp silahlı mücadeleye başlamak amacıyla memleketi Balıkesir’e gelmiştir. (1)

İzmir’de idam mahkumu olarak 51 gün hapis yatan Yüzbaşı Kemal Bey, yurtsever İzmir halkının ve diğer mahkumların yardımıyla hapishaneden kaçıp Basmane’de bulduğu bir kömür vagonunun altına tutunarak Soma’ya gelir.

20 Haziran 1919’da Bergama’yı işgal ederek Soma yönünde ilerlemeye başlayan Yunan birlikleri;  Cinge-Cumalı hattında durdurulur. 14. Kolordu Kumandanı Yusuf İzzet Paşa ve 61. Tümen Kumandanı Albay Kazım Bey tarafından bu hatta bir cephe oluşturularak,  700 kişilik bir kuvvet konuşlandırılır.

Soma cephesinin kumandanı olarak görevlendirilen Yüzbaşı Kemal Bey; Soma, Kırkağaç, Bigadiç, Dursunbey, Kirmastı, Karacabey, Bandırma ve Gönen’den gelen Kuva-yı Milliye müfrezeleriyle birlikte; çok büyük kahramanlıklar göstermiş ve Yunanlılar, çok üstün kuvvetlerine rağmen bir yılı aşkın bir süre Cinge –Cumalı hattını aşamamıştır.

Yüzbaşı Kemal Bey’in en büyük özelliği gönüllü birliklerine; Avdan köyü yakınlarında kurduğu talimgahta düzenli ordu eğitimi vermesiydi. Soma cephesi onun çabaları sonucu İzmir şimal mıntıkasının en güçlü cephesi olmuştur. Özellikle gece yapılan süngü hücumlarıyla düşmanı yıldıran ve yıpratan Soma cephesi müfrezeleri; Balıkesir Kuva-yı Milliye Heyeti’nin desteğini de alınca Yunanlılarla günlerce, haftalarca sürebilecek çarpışmalar yapabiliyor ve bu çarpışmalarda Yunanlılara çok ağır kayıplar verdirebiliyordu. Bu nedenle Soma’ya sık sık gelen İngiliz subayları; Yunanlıları rahatlatacak görüşmeler yapmak zorunda kalıyorlardı.

Yunanlılar sürekli olarak birliklerini yeniliyor, sayısını arttırıyor ve askeri mühimmat sıkıntısı çekmiyorken, Kuva-yı Milliye birlikleri çok zor koşullar altında ve yokluk içinde görev yapıyordu. Çarşı camisinin avlusunda kurulan tezgahlarda araç gereç tamiratı yapılıyor, o da yetmiyorsa günlerce süren tehlikeli bir yolculuktan sonra Balya’ya gidiliyor, oradaki tezgahlardan yararlanılıyordu. Yunan askeri için atış serbest iken, Kuva-yı Milliye askerleri mermiyi boşa harcamamak için düşman askerinin dibine kadar yaklaşmak zorundaydı.

Tüm bu olumsuz koşullara rağmen Yüzbaşı Kemal Bey komutasındaki Soma Cephesi Kuva-yı Milliye birlikleri; Yunanlıların 22 Haziran 1920 tarihinde çok üstün kuvvetlerle yaptıkları genel taarruzda, karşılık veremedikleri ağır topçu ateşine rağmen beş gün çarpışmış, mevzilerini korumayı başarmış; ancak  Akhisar cephesinin çökmesi ve birliklerinin  Soma istasyonuna kadar çekilmesi üzerine, iki ateş arasında kalmamak için tüm mevzilerinden ayrılarak; düşman uçaklarının makineli tüfek ateşi altında Turgutalp, Dualar ve Hatunköy hattından kontrollü olarak Beyce istasyonuna doğru geri çekilmiştir. Akhisar ve Soma Cephesi kuvvetlerinin çekilmesiyle Soma, 24 Haziran 1920 tarihinde Yunanlılar tarafından işgal edilir.

Beyce istasyonunda Miralay Kazım Bey’in kuvvetleriyle birleşen Soma müfrezeleri; 29 Haziran 1920’de Yağcıllı çamlığında mevzilenip Yunan birlikleriyle  tekrar çarpışırlarsa da cephanelerinin tükenmesi ve Yunan kuvvetlerinin üstün top atışı karşısında tutunamayarak Balıkesir’e doğru geri çekilirler.

Yüzbaşı Kemal Bey’in emrindeki Soma Kuva-yı Milliye birlikleri Balıkesir, Susurluk, Bursa ve Bilecik üzerinden Eskişehir’e çekilerek, Mustafa Kemal Paşa’nın oluşturduğu  milli ordu kuvvetlerine katılır ve Karesi Mürettep Taburları adıyla 1. ve 2. İnönü savaşlarında görev alır.

Bir eyalet büyüklünğündeki İzmir şimal mıntıkasının Kuva-yı Milliye birlikleri; tam 14 ay Yunan devletiyle şavaşarak onların Anadolu’nun içlerine girmesine engeller ve Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde kurulan milli ordu için gerekli zamanı kazandırarak, kutsal görevlerini tamamlarlar.

 Yüzbaşısı Kemal Bey, Büyük Taarruz’da Kurmay Binbaşı rütbesi ile 1. Süvari Tümeni Kurmay Başkanlığı görevinde bulunur.

Kılıçlı imtiyaz madalyası ve  kırmızı şeritli İstiklal Madalyası sahibi olan Kemal Balıkesir, 1945 yılında Tümgeneral iken emekli olur. (4)

 Osmanlı devletinin mağrur bir yüzbaşısı olarak, kendi öz yurdunda Yunanlılar tarafından idam edilmek üzere konulduğu hapishaneden, 2 Ağustos 1919 tarihinde kaçan Kemal Balıkesir; tam 70 yıl sonra  bağımsız Türkiye Cumhuriyeti devletinin onurlu bir generali olarak 2 Ağustos 1989 tarihinde,101 yaşında iken Hakk’ın rahmetine teslim olur.

Allah (cc) rahmet eylesin. Mekanı cennet olsun.

 

Emekli olduktan sonra Soma’ya olan sadakatinden ödün vermeyen Kemal Balıkesir, tıpkı Maraş’a ve Antep’e verildiği gibi Soma’ya da bir kahramanlık ünvanı verilmesi için büyük çaba göstermiş; ancak siyasi destek bulamadığından bu ukdesini gerçekleştirememiştir. Bunun üzüntüsünü ömrünün sonuna dek vasiyet edercesine dile getirir. Yaşlılığının son dönemlerine kadar her 13 Eylül’de Soma’ya gelerek kurtuluş şenliklerine katılan Kemal Balıkesir 1971 yılında, gelirini Cinge’de yapılacak  Kuva-yı Milliye anıtına bağışladığı, İstiklal Savaşında Türk Benliği ve Kuva-yı Milliye Sohbetlerim adında bir de kitap yazmıştır.

Hatıraları; 1942 yılında Tekirdağ mebusu Rahmi Apak’ın yazdığı İstiklal Savaşında Garp Cephesi Nasıl kuruldu, 1967 yılında Hasan İzzettin Dinamo’nun yazdığı Kutsal İsyan, 1971 yılında  Soma Kaymakamı İhsan Kutlusoy ile 1997 yılında Soma Belediye Başkanı İsmail Ergün’nün yazdığı Soma ve son olarak 2017 yılında Hüseyin Yurttaş’ın yazdığı Karaço Yolların Bittiği Yer, isimli kitaplarda yayınlanır. Tarihçi Aydın Ayhan ise kendisi ile görüşerek hatıralarını1988 yılında, Balıkesir  Ekpres gazetesinde yayınlamıştır.

Kendisi; hatıralarını ilk kez  80 yaşında iken kaleme alır ve bunları 1968 yılında, Milli Mücadelede Soma Cephesi  adıyla Bandırma gazetesinde yayınlar. Daha sonra bu hatırata kendi çizdiği kroki ve haritaları da ekleyerek  birer örneğini Genel Kurmay  Başkanlığı’na, Balıkesir Valiliği’ne ve Soma Belediyesi’ne iletir.  Hatıratı, Kuva-yı Milliye araştırmalarında kaynak eser,  yaşadıkları ise Türkiye Cumhuriyeti’nin nasıl bir ortamda ve hangi koşullarda kurulduğunu gösteren ibretlik olaylar, olarak kabul edilmektedir.

Adı Balıkesir’de bir okula, Soma ve Erdek’te de bir caddeye verilmiştir. Özel eşyaları ise Balıkesir Kuva-yı Milliye müzesinde sergilenmektedir.

…………..

18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 103. yılını kutlamanın  gururuyla, Çanakkale kahramanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere tüm şehitlerimize, bu ülkenin dört bir köşesine eğitim ışığı götürürken şehit edilen öğretmenlerimize ve son olarak devletimizin bekası, milletimizin huzur ve refahı için düzenlenen Zeytin Dalı Operasyonunda şehit olan kahramanlarımıza Allah’tan (cc) rahmet dilerim.

Ruhları şad, mekanları cennet olsun.

Allah (cc) devletimizi daim, milletimizi kaim eylesin.

KAYNAKÇA:

1) Aydın AYHAN Gen. Kemal Balıkesir’in Milli Mücadele Hatıratı,Balıkesir Ekspres Gazetesi 1988,

2) Rahmi APAK, İstiklal Savaşında Garp Cephesi Nasıl Kuruldu İstanbul 1942

3) İsmail ERGÜN, Soma 1997

4) Zekeriya ÖADEMİR, Balıkesir Bölgesinde Milli Mücadele Önderleri  2001     

*Asi, vatan haini

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Captcha loading...
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER