Soma Olay Gazetesi
Sercan Okur

ZORUNLU MÜKELLEFİYETTEN GÖNÜLLÜ MÜKELLEFİYETE

ZORUNLU MÜKELLEFİYETTEN GÖNÜLLÜ MÜKELLEFİYETE
Bu haber 02 Ekim 2018 - 10:55 'de eklendi ve 434 kez görüntülendi.

ZORUNLU MÜKELLEFİYETTEN GÖNÜLLÜ MÜKELLEFİYETE

 

                Almanya’nın 1 Eylül 1939’da Polonya’yı işgal etmesi ile 2. Dünya Savaşı başladı. Adolf Hitler’in ihtirası tüm Avrupa’yı ateşe atarken, Türkiye ateşten uzak duruyor ancak savaşın tüm ekonomik sıkıntılarını iliklerine kadar hissediyordu. Savaş nedeni ile genç erkek nüfus uzun süreli askere alınmış, her türlü üretimin düşmesi sonucu yokluk başlamış, hayat olabildiğine pahalılaşmıştı. Pek çok gıdanın karneye bağlandığı yetmiyormuş gibi karaborsacılık ve haksız kazanç meslek haline gelmişti.

İnsanların yokluk içerisinde inlediği o zor günlerde Başbakan İsmet İnönü, bir takım radikal önlemler almak zorunda kaldı. Önlemlerin somut adımı olarak 1940 yılında Milli Koruma Kanunu çıkarıldı. Kanunun 9. Maddesi önemliydi zira devlet 9. Madde ile “zorunlu çalıştırma” hakkı elde ediyordu.

1940’lı yıllarda kömür üretimi ilkel ve sağlıksız yöntemlerle yapılıyordu. O yıllarda maden ocaklarında çalışmak, intihar etmekle eş değerdi. Kimse intihar etmek istemediğinden, maden ocaklarında çalıştırılacak amele bulmak oldukça güçtü. Kömür enerji demekti ve savaş koşullarında ucuz enerji ülkemiz için çok gerekliydi. Kömür üretimini arttırmak gerekiyordu. Üretimin önünde en önemli engel olan istihdam sorunu, arkasında büyük dramlar ve trajediler yaratsa da, Milli Koruma Kanunu ile çözüldü.

Kanun gereğince muhtarlara geniş yetkiler verildi. Ülke genelinde vergi borcu bulunanlar, askerlik hizmetini yapmamış olanlar, mahkûmlar ve muhtarların belirleyeceği kişiler Zonguldak, Tavşanlı ve Soma maden ocaklarında çalıştırılmak üzere işe alındı. Ocak içerisinde çalışan ve kazma kürek sallayarak kömür çıkaran dâhili işçiler 250 kuruş, ocak dışında çalışan harici işçiler ise 175 kuruş yevmiye alıyorlardı. İşçilerin yemek, giyim ve konaklamaları müesseseye aitti. Uzak köylerden gelen bekâr işçiler, inşa edilen pavyonlarda kalıyorlardı.

Çalışma koşullarının zorluğu, sık sık yakalanılan hastalıklar ve iş güvenliğinin bulunmaması, mükellef işçileri firar etmeye zorluyordu. Firarları engellemek üzere maden ocaklarının kapısı demir kapılar ile kapanır, demir kapıların önünde jandarma beklerdi. O dönemin maden işçisi için Devlet, jandarma demekti.

Türküler halkın acılarını ve sevinçlerini anlatan ezgilerdir. Zorunlu maden işçilerinin acı dolu hikâyeleri de halk arasında anlatılarak ezgiye dönüşmüş ve bugün çoğumuzun bilmediği “Mükellef Türküsü” doğmuştur. Mükellef Türküsünün sözleri o zor günleri hüzünle anlatmaktadır;

 

“Mükellef ilan oldu gelin dediler,

Cehennem deliğine girin dediler,

Yeni de kartımı elime de verdiler.

 

Mükellefin önüne astılar bayrak,

Ankara’ya gitti gelmedi evrak,

Elli binliği verem, sürgünden bırak.

Mükellefin önünde yerli de kantarlar,

Anafora dadanmış gâvur muhtarlar,

Mükelleften kaçanı sürgün yaparlar.

 

 

Aman da beyim, vay efendim, bu nasıl emir,

Kapandı kapılar, sürüldü demir,

Aman da beyim, vay efendim, künyem yazıldı,

İlet mezarlığına kabrim yazıldı…”

 

Mükellef amele sistemi 1950 yılına kadar devam etti ve 1950’de Demokrat Parti hükumeti tarafından kaldırıldı. On yıl kadar süren mükellef amele sistemi, kömür üretimini arttırsa da binlerce babayı evinden, eşinden ve evladından ayırdı. Maden ocaklarında kazma kürek ile çalışan işçilerin çoğu hastalıklar ile boğuşurken, önemli bir kısmı da iş kazalarında öldü veya sakat kaldı.

Mükellef amele sisteminin kaldırılmasının üzerinden yıllar geçer. 13 Mayıs 2014’de 301 maden işçimiz şehit olur. Yüzlercesi de faciadan yaralı olarak kurtulur. Ölüm madeninden yaralı kurtulan maden işçilerimizden biri yasal haklarını almak için Soma İş Mahkemesinde dava açar, duruşma esnasında hakim işçimize sorar; “…Vatandaş sen ocaktan sağ kurtulmuşsun, ölümden dönmüşsün ama hala yer altında, maden ocağında çalışıyorsun, neden?..” Davacı işçi hiç tereddüt etmeden cevap verir; “…Ne yapayım hakim beyim, madencilik dedemden babama, babamdan da bana kaldı, ben başka meslek bilmem ki, bankaya kredi borcum var, nasıl ödenecek borçlar? Yine ölümden dönsem, yine gireceğim ocağa, ekmek parası işte mecburum!..”

“Mecburum” diyen işçimizin çaresizliği bana yıllar öncesini, mükellef amele sistemini hatırlattı. Belki bugün kâğıt üzerinde kimse mecbur değil maden de çalışmaya ama Soma koşullarını düşündüğümüzde, köyünde tarlasından para kazanamayan ve başka da bir iş bulamayan gençlerimiz mecbur değil mi yer altına girmeye? Kapitalist sistemin yarattığı düzen, mükellef sistemini dayatmıyor mu insanımıza, hepimiz birer “gönüllü mükellef” değil miyiz aslında…

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
bursa escort bayanbursa escort bayanbeylikdüzü escortbursa escortistanbul escortistanbul escortmersin escort bayanescort kayseriescort bayan bursakocaeli escortsakarya escorteskişehir escortatasehir escort bayanporno izleporno izleporno izleporno izleporno izlebahis siteleriescort kayserikayseri escortbursa escort
Maltepe Escortalanya Escortkartal Escortistanbul escortmanavgat Escort