Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Selam ve sevgilerin en güzelinin siz değerli gönül dostlarımın olması dileği ile hepinize güzellikler, sağlıklar ve Esenlikler diliyorum.
Bugüne kadar hayatımda ilk defa geçtiğimiz hafta sonu Süleymanlı Kasabasında atadan, dededen kalma zeytin tarlamızda Cumhuriyet Bayramı tatilini de değerlendirerek üç gün boyunca diğer emekçi kardeşlerimiz gibi onlarla beraber aynı saatte zeytin toplama işine giriştim, gerçekten derler ya davulun sesi uzaktan hoş gelirmiş,senelerden beri sadece sofraya gelen zeytin ve zeytinyağının tadına bakar nasıl toplandığını ve hangi süreçten geçerek yenecek hale geldiğini bilmezdim. Birazcık gerek çalışanların gerekse tarla sahiplerinin serzenişlerini dinlediğim zaman inanılmaz derecede kötü oldum, amele adı ile tabir edilen kardeşlerimizin gerek tarla sahipleri gerekse kendilerini getirip götüren aracı diye tabir edilen başlarlındaki insanlarla yaşadıkları sorunların bir kısmını dinledim, çözülecek gibi değil, her birinin gidip gelmekten tutunda, aldıkları ücretlere kadar bir çok dertleri var, hakikaten sabahın erken saatlerinde çiğ yemiş zeytin ağaçlarının üstünde hiçbir güvencesi olmadan cambazlık yapmak her babayiğidin harcı değil, inanın zaman zaman sadece çalışanların ağaçlar üzerinde korku dolu bakışlarla tedirginliklerini izlediğim zaman ne düşündüklerini, sağ salim akşam olsun da evimize b ir lokma ekmek götürebilirim kaygılarını net olarak gözlemledim. Tarla sahiplerine bakarsanız gübreden, mazota, işçilikten nakliyeye kadar artan fiyatlar karşısında ezildiklerini, gelirin giderleri karşılamadığından dolayı ne yapacaklarını şaşırmış durumdalar, kiminle konuştuysam ne yapalım yani, başka yapacak işimiz yok, malımızı, mahsulümüzü tarlada bırakacak halimizde yok, para etse de, etmese de toplamak zorundayız diyorlar, bende zeytinyağının gerçekten fiyatından çok değerinin anlaşılmamasından yana üzülüyorum, naçizane fikrim bir kez daha görüyorum ki her üretimde olduğu gibi eğer zeytin ve zeytinyağında kooperatifleşme olmadığı müddetçe üretici malının gerçek değerini ne bulabilir ne de dışa açılabiliriz, bu durumda küçük üreticiler para kazanamadığı gibi, bir sezon bin bir emekle yetiştirdiği ürünler ancak aracı ve komisyoncuların işine yaramaktadır. Yerel üreticileri desteklememiz, küçük ziraat ile geçimini sağlayan çiftçilerimize sahip çıkmamız lazımdır. Dünyanın her yerinde başarılı örnekleri olan kooperatifleşmelerin bir an önce ana geçim kaynağı tarım ile yetiştirilen tüm gıdalar da bu birlikteliğin ve bütünlüğün olması ve tek çatı altında toplanılması kaçınılmazdır, bu şimdiye kadar geç kalınmış bir acizliktir, Rabbim tüm üreticilerimizin yar ve yardımcıları olsun inşallah.
Sevgili dostlar belki konuya biraz farklı bir yönden alarak giriş yaptık ama insanların yaşanmışlıkları, gördükleri de kendisine büyük bir imtihan olduğu için bunu paylaşarak dile getirmek biz gazeteciler için de sorumluluk projesi gibi algılıyoruz. Sevgili arkadaşlar insanların yaşamı boyunca edindiği dostluklar, arkadaşlıklar, akrabalıklar, ve beraberlikler sosyal yaşam statülerimizin devamı niteliğindedir, hepimizin bir çok dostu arkadaşı veya sırdaş diye düşündüğü her şeyini paylaştığı insanlar vardır, benimde bu bağlamda edindiğim, sevdiğim, dostluğun, arkadaşlığın, kardeşliğin, sevgi ve saygının bu toplumda hala var olduğunu bilenler kadar maalesef üzülerek söylemek istiyorum ki verdiğim değerin karşılığında hayal kırıklığı yaşatan insanlar da oldu, her ne kadar şahsım olarak insani değerlerin her şeyin üstünde olduğunu, tevazünün yüceliğine gerçekten gönülden inanan bir insan olarak yine de insanlar hakkında peşin hükümle asla ve asla karar vermedim. Belki şimdi bu yazı da nereden çıktı diyenler olabilir, içerisinde yaşadığımız yalan dünya diye veya imtihan dünyası diye tabir ettiğimiz gelip geçici hayatın sahtekarlığı içerisinde kendimize yakıştırdığımız rolleri büyük bir ustalıkla oynamaya devam ediyoruz, bir çoğumuz, paranın, malın, şöhretin, makam ve mevkilerin gölgesi altında hiç ölmeyecekmiş gibi burunlarını gaf dağına dikmiş, kendilerinden başka canlı olmadıklarını düşünmektedirler, bu gibi insanlar ne kendilerini nede etrafındakilerin yaşam haklarına saygı göstermesini bilemektedirler, kısaca bazen hani sende ahde vefa yok mu ? dediğimiz bir kavram varya , günümüz coğrafyasında pek bahsedilmeyen ,işte tam ondan bahsediyorum. İnsani ilişkilerde en temel ahlaki ilkeyi oluşturulan ahde vefa kavramının yerini şimdilerde menfaat ve çıkar ilişkileri yer etmiş durumda, ne evlatlar ana, babanın hakkını ve hukukunu bilmekte, ne de istisnai durumlarda ana babalar evlatların hak ve hukuklarını bilmektedirler, herkes düşmüş fani dünya içindeki gelip geçici bir mal, hırs, para, çıkar ilişkilerinin içine ve rollerini akıllarınca iyi oynamaktadırlar eskiden bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır kelimesinin anlamını bugünlerde bir çoğumuzun hatırlayabileceğini veya uygulayabileceğini sanmıyorum, hey gidi eski günler hey herkes haddini hududunu, oturacağı, kalkacağı yeri çok iyi bilirdi, ana baba kıymeti, kardeş kıymeti bilinirdi, nerede o günler gerçekten o günleri çok özlüyorum, aslında bu kavramlar her Müslüman da olması gereken önemli bir özelliktir, Ana, baba, kardeş, dost, ve akrabaların yardımlaşma ve dayanışmasının gücü Hayat ı beşeriyetin esaslarındandır, vefasızlık ve çıkar ilişkileri ise bencilliği öne çıkarır, bu durumda da sosyal hayatın temel prensiplerinden olan samimiyet, dayanışma, saygı ve hürmet ortadan kalkmış olur.
Sevgili dostlar, vefa insana yakışan ve insana has bir özelliktir, hepimiz Allaha karşı vefa sahibi olmalıyız, yalan, riya ve kibir olmadan yaşamımızı idame ettirmesini bilmeliyiz, yoksa hepimiz bilmeliyiz ki yaşadığımız yeryüzünde sağ kalabilen bir tek canlıya hiç kimse rast gelmemiştir, bundan sonra da gelmeyecektir, son sözümü nur içinde yatsın sevgili Babaannemim devamlı söylediği güzel bir söz ile kapatmak istiyorum, “ Gururlanma padişahım, senden büyük Allah var”
Gelecek hafta görüşünceye dek şen ve esen kalın, sevgi ile kalın, muhabbet ile kalın, ebedi dostluklarla kalın inşallah, Allaha emanet olun.