BİR KONU BİR KONUK

Bu haftaki konuğumuz yazdığı kitapla Soma gündemine oturan Polis Memuru  Sayın Özlem ÖZBEK hanımefendi.

Yayınlama: 10.05.2021
8
A+
A-

Bu haftaki konuğumuz yazdığı kitapla Soma gündemine oturan Polis Memuru  Sayın Özlem ÖZBEK hanımefendi.

Merhabalar Özlem Hanım, öncelikle bizler bu özel anneler gününü kutluyor, başta şehit annelerimiz olmak üzere tüm anneleri saygı ile selamlıyor, ellerinden öpüyor, ebediyete göç edenlere rahmetler diliyorum.

– Çok güzel bir kitap kaleme aldınız, tebrik ediyorum, kitabınız bir hayli okunma sayısına ulaştı ve halende ulaşmaya devam ediyor. Kişisel olarak okuyucularımız Özlem Özbek’i tanımak isterler, ,Nerede, nasıl bir aile ve sosyal çevrede doğdunuz, büyüdünüz. Çevre ve eğitim hayatınızın şimdiki Özlem ÖZBEK olmanızdaki etkisi nedir.

  Öncelikle böyle bir sohbet için nezdinizde Soma Olay Gazetesine ve size teşekkür ederim Şeref Bey.

1979 yılında Hatay da doğdum. Mustafa Kemal Üniversitesi Eğitim Fakültesinde okurken, Polis Okulu sınavlarını da kazandım. Güvenlik Bilimleri Fakültesini de bitirdikten sonra Ankara başta olmak üzere Türkiye nin değişik illerinde ve Emniyet Teşkilatının değişik birimlerinde Polislik yaptım. 3 çocuk annesiyim. yaklaşık 22 yıldır Emniyet Teşkilatı içerisindeyim. Yazarlık, gazetecilik benim hayalimdi. çocukluğumdan itibaren  günlük tutup, şiir ve kısa denemeler yaptım. yaşamım boyunca sosyal çevrem çok genişti. Okul koroları, folklor, tiyatro gibi Aktivite ve  etkinliklerde sıkça yer aldım. mesleğim gereği insanlarla diayalog ve tecrübelerim , bildiklerim ve bunları paylaşma isteği sayesinde yazmaya karar verdim

Bu kitabı yazmakta ki amacınız neydi?

Şiddet tüm dünyada kanayan bir yara. Mesleğim gereği şiddet konusunda saha yaşadıklarımı paylaşmaktı. Kadınlar maddi ve manevi hala büyük acılar yaşıyorlar. Kayıtsız kalmak ne mümkün? Yazmak büyük bir ihtiyaç benim için. Acılar paylaşılırsa azalır. Sevinçler bölüşülürse çoğalır.  Bilgi de paylaşılırsa değerlidir.  Amacım bu konuya dikkat çekmekti. Hala şiddet konusunda yeterli bilince ulaşamamış kadınlar var. Tüm dünyanın ortak sorunu haline gelen şiddete karşı farkındalık sağlamak her vatandaşın asli görevidir. Yaşamı anlamlı hale getiren en yüce duygu sevgidir. Sevgisiz bireyler şiddeti bir hak olarak görüyor. Her şey ailede başlıyor. Mesleki ve  kişisel tecrübeme dayanarak belirtmeliyim ki, ailede onay ve kabul duygusuna erişen çocuklar daha sağlıklı ve mutlu.

Sebebi ne olursa olsun, kadına ve insana yönelik şiddetin herhangi bir türünün meşru görülmeyeceği gerçeğinden yola çıkılarak, bunları aslında insan hakları ihlali olarak nitelendiriyoruz. Şiddet aslında toplumun kanayan bir yarası ve düzeltilmesi gereken bir davranış şeklidir. Burada sizin mesleğiniz ve kaleme aldığınız kitabın bir parçası olarak şiddete maruz kalan insanları görmek ve onlarla çalışmak, aile içi şiddet mağdurları ile karşı karşıya kalmak sizde ne gibi duygular uyandırıyor?

Elbette uyuyamadığım zamanla çok oluyor. Empati kuruyorum. Ben olsam ne yapardım diye sık sık kendime sorarım. Çocukları düşünüyorum en çok. Onların alacağı tahribatlar daha büyük. şiddet ortamında büyümek yaşamak çocukların kaldıramayacağı, taşıyamayacağı bir yük. Şiddeti dinlemek bir nevi şahit olmak üzüyor.

– Hep şiddet uygulayanların profilleri çiziliyor siz şiddete uğrayan kadın profilleri nasıl tanımlıyorsunuz?

Şiddete uğrayan kadınların profillerine bakıldığında her kesimden kadınların olduğunu görüyoruz. Eğitimli kadınlar da var. İlkokul mezunu olan da var. Şiddeti besleyen en önemli unsur duygudaşlık denen empatinin olmaması. Bireyler sözel iletişimlerde iletişim becerileri yoksa işi şiddete dökebiliyorlar. Bu aslında insanların hayati nasıl algıladığı ile ilgili bir durum.

–       Cinayet bahaneleri arasında kadınların aşırı makyaj yapmaları, erkeğin istediği yemeği yapmamak, sözde aşırı kıskançlıklar, giyiniş tarzlarını bahane etmek gibi gerekçeler var. Fakat basından da takip ettiğimiz üzere halen kendilerine şiddet uygulayan erkeklerle yaşamaya devam eden belirli bir kısım kadınları görüyoruz. Sizce bunun temelindeki yatan duygu nedir ?, Korkmamı ? Beklemek mi,? Aile baskısı mı?

Bir süre sonra şiddete maruz kalan şiddet mağdurları şiddeti yavaş yavaş normal bir şeymiş gibi kabul etmeye başlıyorlar. Şiddet normalleşiyor. Bunun yansıra mahalle baskısı, ekonomik özgürlüğün olmaması, Aile bütünlüğünü korumak adına kangren olmuş bu evliliği sırf çocuklar yüzünden devam ettirmek gibi gerekçelerde kendisine şiddet uygulayan erkekle yaşamına devam eden kadınlar elbette var.

 

           Sizin bir bayan polis  olarak hangi şiddet öyküleriyle yüz yüze kaldığını okuyucularımıza buradan anlatabilir misiniz?

Aslında şiddet de bir iletişim biçimi. İletişimin yanlış ifade edilmiş hali. Yapılan bilimsel çalışmalarda görülüyor ki, kendini ifade edemeyen bireyler şiddete daha kolayca başvurabiliyor. Şiddet sadece fiziksel değil ki, şiddetin duygusal yönü de var. Ekonomik  olanı da. Cinsel şiddete de rast geliyorum. Şiddeti tetikleyen ve besleyen unsurlar ortadan kaldırılmadıkça aspirin tedbirlerin de bir faydası olmuyor. Şiddet eğitime ve ekonomik duruma endeksli değil. Şiddet uygulayanların içinde yüksek lisans yapanlar olduğu gibi, eğitimsiz bireyler de var. Şiddetin odağında şefkat ve empati eksikliğini de katarsak olayın ne derece önemli olduğunu fark edeceğiz.

Suç dünyasında suçlularla çalışmanın zorlukları bir kadın polis olarak nelerdir? Hangi hususlara sahip olmak  ve ne gibi özveriler zorunlu oluyor?

Suç ve suç unsuru taşıyan insanlarla bir arada olmak insana ruhsal açıdan çok şey katıyor aslında. Suça itilmiş, suça sürüklenmiş bireylerin çevre ve aile yapılarına baktığımız zaman dezavantajlı bireyler olduğunu görüyoruz. Hepsinin temelinde ailenin vurgusu var. Bu insanlar bizim. Aslında onları kazanmak gerekiyor. Topluma faydalı bireylere çevirmek hiç de zor değil.

Aile yaşantınızla  mesleğinizi  dengede tutmak zor mu? veya nasıl başarıyorsunuz?

Polislik mesleği inşaattaki çimento ne kadar önemli ise, polislik de öyle yücesine bir duygu. Sabır ve özveri isteyen bir alan. Mesai  mefhumu olmayan bir meslek. Polislik bembeyaz kıyafetlerle kömür taşımaya benzer. Çünkü yaptığımız iş onurlu ve kelimelerle ifade edilemeyecek kadar tarifsizdir. Her polisin bir hobisi olması   şart. Çünkü stres düzeyi yüksek bir iş. Bilhassa öfke ve stres yönetimi olmayan bir polis oldukça zorlanabilir. Müzik dinlemek, sanatla uğraşmak, yazı yazmak, kitap okumak, nefes egzersizleri ruhu ve bedeni dinlendiren unsurlar. En iyi yatırım insanın kendisine yaptığı yatırımdır. Çünkü her an insanlarla iç içesiniz. İletişim beceriniz yüksek olmalı ki dezavantajlı insanlarla karşı karşıya kaldığınızda kendinizi daha iyi ifade etmelisiniz

Mevlana, Hacı Bektaş-ı Veli, Mevlana gibi büyük aşıkların , “ Kadınlar insandır, biz insanoğlu” diyen Neşet ERTAŞ gibi ozanların taşıdığı aşk, sevgi, hoşgörü, kardeşlik ve muhabbet kültürünün mirasçıları olarak, şiddet konusu ile ilgili ne kadar farkındalık oluşturursak ve bu konuda toplumuzu aydınlatıcı kampanyalar düzenlersek halkımızın bilinçlenmesine vesile olabilir ve şiddeti azaltabiliriz. Sizce Kadınlarımız için yapılan etkinlikler, kampanyalar yeterli düzeyde yapılmakta mıdır ?

Mevlana, Hacı Bektaş Veli, Neşet Ertaş gibi kültürümüzün en değerli yapı taşlarının ve bunun yansıra yaptıkları işler ile Türk ve Dünya tarihine iz bırakan kadınları yaşam öykülerinin elbette farkındalık ve aydınlatıcı, yol gösterici, bilinçlendirici rolleri çok fazla. Ben de kitabımda güçlü kadın profili çizerek kadına, şiddete karşı bir kılavuz ve yol rehberliği oluşturmak istedim. bu tarz yaklaşımların elbette şiddeti azaltacağı inancındayım. Taşın altına elimizi hep birlikte koymalıyız. şiddete sessiz kalma lüksümüz elbette yok. olmamalı….

     Sohbetimizin son bölümünde kadınlara yönelik şiddetlerde erkekler hakkettiği cezayı alıyorlar mı ? bu konuda kadına yönelik şiddetin yasalardaki cezaları arttırılarak geliştirilebilir mi ?

    6284 sayılı Kanun çerçevesinde gerekli düzenlemeler yapılmakta. Eksikliklerin yapılan çalışmalarla zamanla tamamlanacağına inanıyorum .  Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımız ve İçişleri Bakanlığımızca çalışmalar yapılmaya devam edilmektedir.

    Değerli dostlar, Sevgili Özlem ÖZBEK’e bu güzel sohbet için teşekkür ediyoruz.Keyifli bir sohbet oldu,  bizler şiddetin her kime hangi canlıya yapılırsa yapılsın karşında olduğumuzu belirtmek istiyorum. Şiddet riski duyduğunuz zaman arayabileceğiniz basit telefon numaraları var.  Genellikle kadınlarımız o an korktukları için  o psikoloji ile çok basit şeyleri unutabiliyorlar.  155, 156, 112 gibi telefon numaralarını arayabilirsiniz. Yine İç İşleri Bakanlığımızın Kadın Destek Hattı (KADES )yardımı ile de  güvenlik görevlilerimize acilen ulaşabilirsiniz. Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN dediği gibi “ Ey Kahraman Türk kadını , sen yerlerde sürüklenmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın” sözünden hareketle kadınlarımızla birlikte her alanda omuz omuza olmamız gerektiğinin altını bir kez daha ısrarla çiziyoruz.

 

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.