Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
KADIN DİLİ BÜKÇE’Yİ ANLAMAK
Selam ve sevgilerin en güzelinin siz değerli gönül dostlarımın olması dileği ile bayram arifesine yaklaştığımız bu günde hepinize ağız tadı ile geçen bir bayramımız olmasını temenni ediyorum.
Değerli dostlar, geçenlerde yazılarımdan bir tanesine konu olan “ Trip kadınlara daha çok yakışıyor” adlı köşemdeki yazımı takip eden bayan okuyucularımdan bir tanesi ile yaptığım bir görüşmede Asım Yıldırım’ın kaleme aldığı Bükçe (Kadın Dili) isimli düzenlemeyi dinleyip dinlemediğimi sordu ve bende hayır dedim, yazmış olduğum yazının paralelinde bir benzetme yaparak erkeklerin kadınları neden daha iyi anlama konusunda yazarın yaptığı vurgular ve oğluna evlilik öncesi son sözlerini söylemek ister, karşısına oturtur ve sözcükleri sıralamaya başlar, tabii ben burada birkaç paragrafını aktarmak istiyorum,
Kadınlar dünyaya annelik duygularıyla donanmış olarak geldikleri için nasihat etmeyi, akıl vermeyi de severler. Erkekler kadınlardan nasihat dinlemekten nefret ederler ve kadınlar nasihate başlayınca, erkekler tepki gösterir ve kırıcı olurlar. Oysa kadınlar çoğu zaman nasihat ettiğinin farkında bile olmazlar, bunu konuşurken farkına varmadan yaparlar. Bu yüzden karın nasihat etmeye başlarsa sinirlenmek yerine, tam aksini yap, ona iltifat et.
– Şaka yapıyorsunuz. O karşımda hoca edasıyla bana öğüt vermeye çalışırken, ben ona iltifat mı edeceğim?
– Evet. Ona hoş bir iltifat et. Mesela çok güzel olduğunu, gözlerinin içinin parladığım, çok büyüleyici baktığını, gülümsemenin ona çok yakıştığını ve onun kadar güzel gülen bir kadın daha görmediğini, her geçen yılla birlikte daha da güzelleştiğini, o akşam yaptığı yemeğin nefis olduğunu ve hâlâ tadının damağında olduğunu, üzerindeki kıyafetin ona çok yakıştığını falan söyle. O güne uygun, onun hoşuna gidecek bir şey bul. Anında nasihat vermeyi unutacak, farkında olmadan girdiği annelik tavrından çıkıp, kadın havasına girecektir.
Tabii ben bunun tamamını dinledim, gerçekten Asım Yıldırım beye teşekkür ederim o kadar güzel konulara değinmiş ve o kadar ince nüansları yakalamış ki anlatamam, muazzam bir çalışma olmuş.
Aslında bu konular hiç birimize yabancı olmayan kelimeler ve genelde hepimizin bildiği ama yapmak istemediğimiz cümlelerde oluyor, yani kısacası toplumsal hayatımızda hepimizin olmasını arzuladığı yapılması gereken davranışlar. Laf başı geldimi ne istiyoruz, Sevgi, Saygı, Sadakat bazen bizler buna ayrılmaz 3 S kuralı diye de söyleyebiliriz. Bunlar üçü bir arada ayrılmaz bir bütündür, bir tanesi eksildiğin de diğerleri de arada yıkılır gider. Genelde bazen sohbet esnasında konuşurken denk geliriz, sevgi istiyorum, huzur istiyorum peki sen bunların ne kadarını gösterebiliyorsun ? o tarafı meçhul işte. Hepimiz saygıdan çokça bahsederiz, ama bazen en büyük saygısızlığı hareketlerimizle, söylemlerimizle, tavırlarımızla farkında olup, olmadan bizler yaparız ve yaptığımızı da kabul etmeyiz.
Değerli dostlar, hani güzel bir atasözü vardır, “ Üzüm üzüme baka baka kararır” bizlerde toplumda birbirimizin hal ve hareketlerinden, tavırlarından, davranışlarından etkilenerek bazen masaya vuran erkek tiplemesini çok severiz, bu tabii herkes için geçerli demek değil ama genele vurduğumuzda bizler kadınları anlamak yerine yüksek sesle konuşarak haklı çıkan taraf olmayı yetiştiğimiz toplum gereği bunu bir vasıf sayarız. Sevgi, saygı, huzur, saadet, mutluluk bence hepsi boş, toplum olarak halen kadına şiddet devam ediyorsa, halen şort giydiği için minibüste bir kıza saldırılabiliyorsa , herkesin birbirine karşı olan vazifeleri kaybolmaya yüz tutmuşsa, dili öğrenmek sonraki plana kalsın. Bilmem anlatabildim mi ?.
Gelecek hafta görüşünceye dek şen ve esen kalın sevgi ile kalın, muhabbet ile kalın.