KAFAMDA KENTSEL DÖNÜŞÜMLER!

KAFAMDA KENTSEL DÖNÜŞÜMLER!
Yayınlama: 02.11.2020
12
A+
A-

Birçoğumuz 2020 yılının uğursuzluğuna inanmış durumdayız. Oysaki sadece takvim yapraklarından ve rakamlardan ibaret olan 2020 yılının suçu yok. Tek suçlu doğayı tahrip eden, kimyasal maddelerle çevresini zehirleyen, diğer canlıların yaşam alanına müdahale eden ve daha fazla kazanç uğruna yüksek ama çürük binalarla göğü delen insan; bugün doğaya ve çevremize karşı yaptığımız kötülüklerin bedelini ödüyoruz.

​Yaşadığımız her deprem sonrasında, TV kanallarında gözümüze sokulan fay haritalarından öğrendik ki; yurdumuz tam anlamıyla bir deprem ülkesi. Anadolu, geçmişten günümüze binlerce deprem felaketine şahitlik etmiş. Ülkemiz için deprem artık risk değil, gerçekleşeceği belli bir tehlike. Peki, yaşanacağını bildiğimiz bu tehlikeye karşı binalarımız ve binalarımız için aldığımız önlemler, çıkardığımız yasalar yeterli mi?

​Deprem tehlikesine karşı, yapı stokumuzu değiştirmek ve güçlendirmek için düşünülen en önemli proje hiç şüphe yok ki “kentsel dönüşüm.” Kentsel dönüşüm, mevzuatımıza 2012 yılında kabul edilen 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Yasası ile girdi. Kentsel dönüşüm çalışması, birinci derece deprem bölgesinde yer alan kentlerin tespiti ile başladı. İstanbul, Kocaeli, Sakarya, Bursa ve İzmirilleri, deprem kuşağında bulunduğundan bu illere bağlı ilçeler öncelikli dönüşüm alanları ilan edildi. Amaç, deprem riski taşıyan bölgelerin tespiti ile bu bölgelerde yer alan çürük yapıların yıkılarak dönüştürülmesiydi. Dönüşüm için ev sahiplerine ve müteahhitlere cazip teşvikler sunuldu.

​İzmir depremi, kentsel dönüşüm yasasının yürürlüğe girmesinden 8 yıl sonra yaşandı. İzmir’in göbeği denebilecek Bayraklı ve Bornova ilçelerinde onlarca bina yıkıldı, binlerce bina ise ağır hasar gördü. İzmir, deprem riski taşıyan öncelikli illerimizden biriydi, yaşanan felaket gösterdi ki aradan geçen 8 yıla rağmen İzmir’de kentsel dönüşüm başarılamamış.

​Sadece İzmir’de değil, İstanbul ve daha pek çok bölgede kentsel dönüşüm beklenen faydayı sağlayamadı. Deprem riski taşıyan bölgelerde başlatılan kentsel dönüşüm çalışmaları çok geçmeden ünlü inşaat şirketlerinin lüks konut projelerine dönüştü. Kadıköy’ün Fikirtepe Mahallesi, kentsel dönüşüm sonucunda ortaya çıkan rantın en güzel örneğidir. Bugün geldiğimiz noktada, kentsel dönüşümü başarıyla sürdüremedik. Kentsel dönüşümü sağlam binalar yapma adına bir fırsat olarak değerlendiremedik. Yeşil alanlarımıza bile göz diken inşaat odaklı ekonomi sistemimiz, kentsel dönüşümü de kazanç kapısına döndürmeyi başardı.

​Soma deprem kuşağı içerisinde yer alan bir ilçe. Sokağa çıkıp çevrenize şöyle bir baktığınız da bile olası bir depremde zayıf düşecek pek çok bina görebilirsiniz. O halde sormak lazım? Soma’da olası bir depreme dair risk analizi yapıldı mı? Zemin etütlerimiz tamam mı? Depreme karşı riskli semtlerimizi biliyor muyuz? Riskli gördüğümüz semtlerdeki binalarımızın analizini yaptık mı? Kentsel dönüşümden yararlanmaya çalıştık mı? Örnekleri ve soruları çoğaltmak mümkün ancak ne yazık ki cevaplar pek olumlu değil. Soma maalesef olası bir depreme hazır değil. Depreme hazırlanmak, tespit ve denetimler yapmak öncelikle yerel yönetimlerin görevi. Soma ve Manisa bu yönden pek şanslı değil. Yerel yönetimlerimizin deprem önceliği ve planı olduğunu sanmıyorum. Umarım ben yanılıyorumdur. Böyle bir öncelik durumu varsa, yapılanları ve yapılmak istenenleri bilmek hakkımız.

​30 Ekim 2020 günü Seferihisar açıklarında gerçekleşen İzmir depremi hepimizin yüreğini dağladı. Bir kere daha öğrendik ki deprem değil, denetimsizlik ve ihmal öldürüyor. İzmir depreminde yaşamını yitiren canlarımıza bir kere daha Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.  

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.