Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

Soma ilçesinde görev yapan hemşire Sevcan Torun, yeni tip koronavirüs (Kovid-19)’u 25 günlük tedavinin ardından atlatarak görevine döndü.
Soma ilçesinde görev yapan hemşire Sevcan Torun, yeni tip koronavirüs (Kovid-19)’u 25 günlük tedavinin ardından atlatarak görevine döndü.
Salgın hastanesine dönüştürülen devlet hastanesinde görevli doktor ve hemşireler, Kovid-19 tanısı konulan hastaları iyileştirmek için gece gündüz demeden çalışıyor. Günlerce sevdiklerinden uzak kalmalarına rağmen hastalara nefes olmaya çalışan sağlık çalışanları, gösterdikleri fedakarlıkla Kovid-19 ile mücadeleye büyük katkı sağlıyor.
Eşine ve büyük oğluna da bulaştı
Soma Devlet Hastanesi göğüs hastalıkları servisi sorumlu hemşiresi olarak görev yapan 2 çocuk annesi 41 yaşındaki Sevcan Torun, 17 Aralık’ta semptomların başlaması üzerine verdiği PCR testinin pozitif çıkması ile hastalığa yakalandığını ve bu sırada, Emniyet Müdürlüğünde görevli Trafik Şube Amiri olarak görev yapan eşi Aydın Torun’un ve 20 yaşındaki büyük oğlu Altan’ın da hastalığa yakalandığını öğrendi.
Hemşire Sevcan Torun, yaptığı açıklamada, Mart ayından bu yana çok zor bir süreçten geçtiklerin, çok yoğun bir tempo ile çalıştıklarını, hem vücut olarak, hem psikolojik olarak çok etkilendiklerini söyleyerek , “Bir gün bizi de bulurduk diyorduk ve sonunda buldu bizi” dedi. Torun, hastalığı boyunca çok korktuğunu, acaba bende ölebilirmiyim diye düşündüğünü, en büyük sevincinin FMF hastası 12 yaşındaki oğluna hastalığı bulaştırmamak olduğunu anlattı.
17 Aralıkta semptomları başladığını ve kendisini hemen çalıştığı serviste izole ettiğini verdiği sürüntü testinin sonucunun da pozitif çıktığını belirten Torun, “Kendimi anladım o an ilk aklıma gelen evlatlarım oldu.
Onlara da bulaşır kaygısıyla çünkü küçük oğlum Erberk FMF hastası (Ailevi Akdeniz Ateşi). Beni en çok üzen onun pozitif olma ihtimaliydi. Filasyon ekibi eve gelip aileme test yapıldı. Eşim ve büyük oğlum da pozitif çıktı, bizi tek sevindiren Erberk’in negatif olmasıydı. Oğlum negatif çıkınca çok yakın aile dostlarımız, onlardan Allah bin kere razı olsun onu almak için eve geldiler. Ama o gitmek istemedi bizi bırakmak istemedi. 15 gün boyunca küçücük bir odanın içinde kaldı. Bizim için bu çok kötüydü. Kapısına yemeğini bıraktık kapısından aldık. Onu korumaya çalıştık ve şükür ona bulaşmadı. Bizi en çok sevindiren o oldu” şeklinde konuştu.
Tedavi süreci, 5 günü hastanede 25 gün sürdü
Tedavisinin ilk 8 gününü evinde geçirdiğini ve 8. günün sonunda kötüleşmeye başladığını söyleyen, Torun, “Semptomlarım giderek arttı ve hastaneye geldim. zatürre başlangıcı var dediler, 5 gün hastanede kaldım. Şükürler olsun o süreci atlattım tedavim 10 gün daha evde sürdü. 25 günün sonunda görevime döndüm” dedi.
Eşinin de polis memuru olduğunu aktaran Torun, hastalık süresince çalışma arkadaşlarından, hastane yönetiminden, emniyet teşkilatından ve dostlarından, ailesinden büyük desteğini gördüğünü söyledi. Maske mesafe kuralını hatırlatan Torun sözlerini şöyle sürdürdü: “İkimiz de riskli gruplarda çalışıyoruz. Her gün işten eve geldiğimiz de çocuklarımıza şüphe ile sarılıyoruz. Bu çok kötü bir şey. Korkarak sarılıyoruz, öpüyoruz.
Umarım bir gün dünyada bu salgın biter ve doya doya evlatlarımıza sarılırız en büyük acımız bu çünkü. Gerçekten bu süreç çok zor. Be biraz ağır geçirdim hassas bir yapım var. Şükürler olsun geçti yaşamayan bilemez. Maske ve mesafe diyoruz. Aile olarak buna uyduk, evime misafir kabul etmedim misafire gitmedim.”
Hastalık süresince çok korktuğunu belirten Torun sözlerini şöyle tamamladı: “Çok koktum özelikle zatürre başlangıcı dediklerinde. Meslektaşlarımızdan yitirdiklerimizi düşündüm. Acaba bende mi? dedim. Ben de ölebilir miyim? diye düşündüm ama tabi yine ilk aklıma gelen evlatlarım oldu”