Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Geçmişte tarımsal çeşitliliği ve zenginliği yüksek köylerimizden biri olan Bayat, bugün çoğunlukla zeytincilik ile geçimini sağlamaya çalışıyor.

Geçtiğimiz hafta Cuma günü Bayat Mahallemizdeydim.
Geçmişte tarımsal çeşitliliği ve zenginliği yüksek köylerimizden biri olan Bayat, bugün çoğunlukla zeytincilik ile geçimini sağlamaya çalışıyor. Günlerden Cuma olması nedeni ile kalabalık olan köy kahvesinde dertleştiğimiz çiftçilerimiz; gübre, zirai ilaç ve mazot fiyatlarına gelen zamlardan bunalmış durumda. Dövizdeki artıştan doğrudan etkilenen gübre, ilaç ve mazot fiyatları çiftçimizin belini hepten büküyor.
Zamlara direnmeye çalışan çiftçilerimiz, çareyi alacakları gübre ve ilacın miktarını azaltmakta bulmuş. Miktarda tasarrufa gidilmesi ise tarlaya yeteri kadar gübre ve ilaç atılamaması sonucunu doğuracak. Tarlasını yeterli miktarda gübre ile buluşturamayacak olan çiftçimiz önümüzdeki hasat zamanında verim sorunu yaşayacak. Tarımsal verimin düşmesi ile çiftçimiz zarar edecek, tarım ürünlerine erişimimiz güçleşecek, ithal tarım ürünlerine daha fazla kapı açılacak.
Buraya kadar yazdıklarım ülkemizin genel sorunu.
Meseleye bir de Soma özelinden bakalım. Cumhuriyet tarihimizin ilk nüfus sayımı 1927 yılında yapılır. 1927 nüfus sayımına göre ilçemizin toplam nüfusu 20902 kişidir. Toplam nüfusun 3655 kişisi Soma merkezde, 17247 kişisi ise köylerde yaşamaktadır. Madencilik sektörünün hızla gelişmesi ve termik santrallerin açılması ile çevre il ve ilçeler ile köylerimizden Soma merkeze göç hızlanır. 2019 nüfus sayımına göre ilçe merkezimizin nüfusu 81509 kişi olurken, köylerimiz 28437 kişide kalır.
Nüfus verilerimize ve nüfusumuzun artış hızına baktığımızda, köylerimiz ile ilçe merkezimiz arasındaki nüfus dengesinin çoktan bozulmuş olduğunu görüyoruz. Merkez ilçe nüfusumuz hızla artarken, kırsal nüfusumuzun azalmasının iki nedeni var: Birincisi, köylerimizin geniş ve verimli ovalara sahip olmaması, ikincisi ise artan maliyetler nedeni ile tarım ve hayvancılıktan artık para kazanılamaması. Köylerimizde ikamet eden çiftçilerimiz tarım ve hayvancılıktan beklediğini bulamıyor ve geçimini yeteri kadar sağlayamıyor. Yaşı genç olan çiftçiler başta maden şirketleri olmak üzere ilçemizde faaliyet gösteren kurumsal şirketlere yerleşmeye çalışıyor. Şirkete girenler ilçe merkezine göç ediyor. Hâlihazırda köylerimizde genç nüfus yok denecek kadar az. Köyünde kalanların ise tarımsal faaliyete takati yok.
Bayat kahvesinde sohbet ettiğim çiftçilerimizin yakındığı en önemli konu, son yıllarda kaybettikleri genç nüfustu. Örneğin; 1970’li yıllarda yaklaşık 600 olan Bayat nüfusu bugün yaklaşık 300 kişiye düşmüş durumda. Köyde kalan 300 kişinin ise yaş ortalaması oldukça yüksek. Köyün gençleri ise ilçe merkezine yerleşmiş. Aylık maaş ile düzenli bir işe giren gençler topraktan ve tarımdan kopuyor.
Komşu ilçelerimizde ise durum Soma gibi değil.Bergama, Kınık, Kırkağaç ve Akhisar gibi ilçelerin köyleri, Soma’ya oranla daha verimli tarım alanlarına sahip. Verimli tarım alanları çiftçimizin işini elbette kolaylaştırıyor. Toprak verimli ve değerliyse, artan maliyetlere rağmen, çiftçi toprağını kolay kolay terk etmiyor. Bu durumda da köyden ilçe merkezine göç hızı yavaşlıyor.
Köy ve ilçe nüfusumuz arasındaki denge sorunu ne yazık ki ilçemiz aleyhine sorunlar doğuruyor. Her şeyden önce hızlı nüfus artışına hazırlıksız yakalanan ilçemiz, plansız ve çarpık büyüyor. Hızla artan konut ihtiyacı nedeni ile mahallelerimiz betonlaşıyor. Gelecek yıllar düşünülmeden, alelacele tasarlanan cadde ve sokaklar, kent trafiğini kaldırmıyor. Plansız büyüme, alt ve üst yapı sorunlarını kronik hale getiriyor.
Peki, köyden kente göçü yavaşlatmak ve hatta durdurmak çok mu zor?Bence zor değil. Bu konuda yerel yönetimlere önemli sorumluluklar düşüyor. Köylerimizdeki tarımsal faaliyet, yerel yönetimlerimiz tarafından maddi anlamda desteklenirse, çiftçilerimize belediyelerimiz aracılığı ile ürünlerini değerinden satabilecekleri imkânlar yaratılırsa, kırsal mahallelerin alt yapı ve ulaşım gibi temel sorunları giderilirse, köyden kente göç bir nebze olsun yavaşlayacaktır.
İki yıldır başımıza bela olan salgın hastalık süreci bizlere toprağın önemini bir kere daha hatırlattı. Şehir merkezlerinde ikamet edenler, ayağını yeniden toprağa basmanın arayışı içerisine girdi. Kırsal alanlardaki birkaç dönüm toprak, hobi bahçesi adı altında değer kazandı. Salgın hastalık ile başlayan bu akımı hızlandırmak belediyelerin elinde. Köylerimiz, eskiden olduğu gibi yeniden cazibe merkezi haline getirilebilir. Sözleşmeli ve bilinçli tarım ile çiftçilerimizin para kazanması sağlanabilir. Topraktan geldik, toprağa döneceğiz. Toprağa sırt çevirmeye hakkımız yok.