Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu


Günlük hayatta yollarda gördüğümüz birçok araca “ticari” demek oldukça kolay. Ancak işin maliye boyutuna geldiğimizde, her ticari görünümlü araç aynı statüde değerlendirilmiyor. Hatta bir vatandaşa “Hangisi ticari araçtır?” diye sorsak, büyük ihtimalle mali mevzuatın verdiği cevapla farklı bir yanıt alırız.
Bu yazımda binek ve ticari araçların mali mevzuat karşısındaki durumunu, özellikle de KDV uygulamaları açısından ele almak istiyorum.
Öncelikle önemli bir ayrımı netleştirelim:
Faaliyeti araç kiralama, oto alım-satım veya sürücü kursu işletmeciliği olmayan mükellefler için binek otomobillerin alış faturalarındaki KDV, KDV beyannamesinde indirim konusu yapılamaz. Ancak bu KDV tamamen kayıp değildir. Şahıs işletmelerinde Gelir Vergisi, sermaye şirketlerinde ise Kurumlar Vergisi matrahının tespitinde gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınabilir.
Ticari araçlarda ise durum farklıdır. Faturada yer alan alış KDV’si, Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29. maddesi kapsamında KDV beyannamesinde indirim konusu yapılabilir. İşte asıl fark burada ortaya çıkar.
Bir diğer önemli husus giderlerdir. Binek araçlara ait MTV, kasko ve trafik sigortası gibi kalemler vergi matrahından düşülemezken; ticari nitelikteki araçlarda bu giderlerin tamamı Gelir Vergisi yönünden indirilebilmektedir.
Gelelim uygulamada en çok karıştırılan konuya…
1+3, 1+4, 1+7 koltuklu; şoför ve ön yolcu arkasında emniyet kemeri, koltuk ve konfor donanımları bulunan; iç döşemeleri yolcu taşımaya uygun; iki yan panel boyunca arka camları olan ve sürücü bölümü ile arka bölüm arasında sabit panel veya bariyer bulunmayan kapalı kasa motorlu taşıtların tamamı — ruhsatta “kamyonet”, “ticari” ya da “hususi” yazsa dahi — binek otomobil kapsamında değerlendirilmektedir. Bu araçların KDV’si beyannamede indirim konusu yapılamaz.
Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta daha var:
KDV Kanunu ile Gümrük mevzuatı bu konuda farklı yaklaşımlara sahiptir. Sadece GTİP koduna bakarak karar vermek eksik ve hatalı olabilir. Gümrük mevzuatına göre ticari sayılan bir araç, 54 Seri No’lu KDV Sirküsü kapsamında binek araç olarak değerlendirilebilmektedir.
Dolayısıyla aracın K belgesine işli olup olmaması ya da ruhsatta “ticari/hususi” ibaresinin yer alması belirleyici değildir. Asıl belirleyici olan; aracın teknik ve fiziki özellikleridir.
Özetlemek gerekirse:
Arka camları kapalı olan araç, kapalı kasalı kamyonet olarak değerlendirilir. Bu araçta alış KDV’si indirim konusu yapılabilir. İkinci el satışta KDV oranı %20 uygulanır ve %70 gider kısıtlaması söz konusu değildir.
Arka camı açık olan araç ise binek otomobil sınıfındadır. Alış KDV’si indirim konusu yapılamaz. İkinci el satışta KDV oranı %1 uygulanır. Akaryakıt (UTTS kapsamında) ve parça giderlerinin ise %70’i gider olarak dikkate alınabilir.
Sonuç olarak; ticari hayatın vazgeçilmez unsuru olan araçlarımızı değerlendirirken görüntüsüne değil, mevzuattaki teknik tanımına bakmak gerekir.
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
Ahmet Murat ERDOĞAN
Kaynak: 54 Seri No’lu KDV Sirküsü, KDV Kanunu, MTV Kanunu
Şu ticari araçlarınızı sigortalı çalışanınız harici kimseye vermeyin. Oğlum, babam, yeğenim de deseniz fayda etmiyor. Anahtarlarını saklayın. SGK çok fena öpüyor.