VELAYET DAVALARINDA ÇOCUĞUN ÜSTÜN YARARININ GÖZETİLMESİ

VELAYET DAVALARINDA ÇOCUĞUN ÜSTÜN YARARININ GÖZETİLMESİ
Yayınlama: 28.06.2024
63
A+
A-


Çocuğun üstün menfaati kavramı, en basit tanımıyla çocuğu ilgilendiren kamusal ve özel
faaliyetlerde esas olarak çocuğun menfaatinin diğer menfaatlerden üstün tutulmasıdır.
Ülkemizin çekincesiz bir şekilde imzalamış olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları
Sözleşmesi çocuğun üstün menfaati hakkında „„Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları,
mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları
ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir.’’ hüküm koymuştur.
Çocuğun üstün menfaatinin gözetilmesi ilkesi, hukukumuzda yasal mevzuatlarla güvence
altına alınmıştır. Çocuk Koruma Kanunu‟nun 4. maddesinde‘’çocuğun yarar ve esenliğinin
gözetilmesi’’ gerektiği ifade edilir.
Çocukların temelde yaşam hakkına ve ardından barınma, fiziksel ve ruhsal sağlık, eğitim,
oyun, dernek kurma, görüş ve düşüncelerini özgürce ifade etme, ayrımcılığa tabi tutulmama,
savaş ortamından, her türlü şiddet istismar, kötü muamele ve cinsel sömürüden korunma gibi
birçok hakkı olduğu düşünüldüğünde, Çocuk Koruma Kanunu‟nun hükümlerinde çocuğun
üstün yararı, tüm bu hakların korunmasının bahsedildiği anlaşılacaktır.Türk Medeni
Kanunu‟nun çocuğun korunmasına ilişkin 346. maddesi, ‘‘Çocuğun menfaati ve gelişmesi
tehlikeye düştüğü takdirde, ana ve baba duruma çare bulamaz veya buna güçleri yetmezse
hâkim, çocuğun korunması için uygun önlemleri alır.’’ şeklinde düzenlenmiştir. Görüldüğü
üzere Türk Medeni Kanunu ile “çocuğun üstün yararı ilkesine” paralel olarak çocukların
sosyal yaşantılarında menfaatlerinin güvence altına alınmıştır.
Uygulamada ise çocuğun üstün yararı konusu çoğunlukla boşanma davalarında velayete
ilişkin uyuşmazlıklarda gündeme gelmektedir. Velayetin amacının çocuğun bakımı ve
korunması için velisi tarafından temsili olduğu, velayetin anne-babaya çocuk üzerinde çok
sayıda hak ve yükümlülükler getirdiği düşünüldüğünde velayete ilişkin önem atfedilmesi
gerekilen en temel ilke şüphesiz çocuğun üstün yararu ilkesidir. Türk Medeni Kanunu madde
399‟a göre, ‘‘Ana ve baba, çocuğun bakım ve eğitimi konusunda onun menfaatini göz önünde
tutarak gerekli kararları alır ve uygularlar.’’
Yargıtay‟a göre de ‘‘Velayet düzenlemesinde asıl olan çocukların yararıdır ve bu
düzenlemede ana ve babanın yararı çatıştığı takdirde, çocuğun yararına üstünlük tanınması
gerekir.’’ ‘‘Çocuğun üstün yararını belirlerken; onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve
toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir. Ana ve babanın yararları;
boşanmadaki kusurları, ahlaki değer yargıları, sosyal konumları gibi durumları, çocuğun
üstün yararını etkilemediği ölçüde göz önünde tutulur.’’
Velayet konulu uyuşmazlıklarda velayetin hangi tarafta olacağına karar verilirken taraf
olduğumuz Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi‟nin 12. maddesi gereği çocuğun
görüşlerini ifade hakkı ihlal edilmemelidir. Anılan maddeye göre, ‘‘Taraf Devletler,
görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip çocuğun kendini ilgilendiren her konuda görüşlerini
serbestçe ifade etme hakkını bu görüşlere çocuğun yaşı ve olgunluk derecesine uygun olarak,
gereken özen gösterilmek suretiyle tanırlar. Bu amaçla, çocuğu etkileyen herhangi bir adli
veya idari kovuşturmada çocuğun ya doğrudan doğruya veya bir temsilci ya da uygun bir
makam yoluyla dinlenilmesi fırsatı, ulusal yasanın usule ilişkin kurallarına uygun olarak
çocuğa, özellikle sağlanacaktır.’’
Çocuğun bu hakkını kullanmasında; konunun çocuğu ilgilendirmesi, çocuğun yaşı ve
olgunluk derecesi dikkate alınması gereken hususlardır. Yukarıdaki açıklamalar
düşünüldüğünde velayetin belirlenmesi talebinde çocuğun görüşlerinin değerlendirilmesi; iç
hukuk mevzuatı ve taraf olduğumuz uluslararası sözleşmeler gereği yasal bir zorunluluk olup
Yargıtay içtihatlarıyla da desteklenen bir uygulamadır.
Ancak çocuğun görüşlerini ifade etmesi ve bu görüşlerinin değerlendirilmesi hakkının
varlığından, üstün yararı gereği velayetin doğrudan çocuğun istediği tarafa verilmesi
anlaşılmamalıdır. Bilakis çocuğun üstün yararı gerektirdiği takdirde görüşlerinin aksine karar
verilmesi de mümkündür. Yargıtay‟a göre çocuğun üstün yararının gözetilmesi; çocuk
yetişkin biri olmuş olsaydı, kendisini ilgilendiren bir olayda kendi yararı için nasıl bir karar
verebilecek idiyse karar merciinin de o yönde karar vermesi gerekliliğidir.
Boşanma davalarının olabildiğince, çocukların mağduriyetine yol açmaması için velayetin
hangi tarafta olacağına karar verilirken hakim başta olmak üzere bilirkişi, sosyal hizmet
uzmanı, diğer yetkililer ve hatta anne-babanın çocuğun yüksek menfaatini gözetmesi, verilen
kararlarda anne-babanın yararı karşısında çocuğun yararının üstün tutulması gerekmektedir

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.