Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Biz gönüller yıkmaya değil gönülleri birleştirmek ve onarmakla meşgul olmalıyız.
Yıl miladi 2019 binlerce yılı geride bırakan tarihimizin zor ama çetin sınavlarını vereceği yüzyıldayız.Böyle fırtınaların eşiğinde, dünyanın düzeninde ayakta kalabilmek bizi geçmişimizden aldığımız kuvvet ile ve Şeyh Edebali’nin “İnsanı Yaşat Ki Devlet Yaşasın”düsturu ile mümkün olabilecektir.
Bu sebepledir ki diyoruz ya gönül coğrafyasına inelim bizim coğrafyamız toprağın üstündekiler ve mazlumun coğrafyasında kucak açan,kucak açılan olmak ne de Güzeldir.
Düşmanın,hainin,terörün coğrafyasını silmekte bizim dik duruşumuza,inancımıza,kudretimize bağlı olacaktır.
“1071”
11. yüzyıl öncesi,bu Anadolu
coğrafyasında insanı yaşatan,insana gönül kapılarını açan devletler yoktu.Küffardan öteye gidemiyordu,bu coğrafyanın hakimi olduğunu sananlar.
11.yüzyılda 1071’de bu coğrafyaya; insanlığı,özgürlük ile kardeşlik İle adalet İle sulamaya geldik.
Sultan Alparslan,milletiyle rahatını terk edip geldi bu topraklara ve küffarın mazluma kalkan kılıcını zalime doğrulttu.Bu topraklardaki esareti, hürriyete,Allah’ın adaletine bıraktı.
Bu coğrafyanın emanetçileri Selçuklu Devleti,Osmanlı İmparatorluğu topraklarına,insanlığa sahip çıktılar.
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin temelleri bu coğrafyada İstiklâl Harbinde 30 Ağustos 1922 yılında yine 1071 öncesi bu coğrafyaya hakim olan küffara dur diyerek atıldı.
Sultan Alparslan’ın dediği gibi “Biz ne kadar az olursak olalım bizdeki kudret inancımızdır, dualardır ve onlar sayıca üstün olsalar da korkaktır.”
Yıllar önce Malazgirt’te bu toprakları bizlere bırakan o yiğitlere,birçok mücadelede ve
30 Ağustos’ta bu toprakların asıl sahibini gösterdik.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ya İstiklal Ya Ölüm” inancıyla başlattığı
20. yüzyılda, İstiklal Harbi
30 Ağustos 1922’de zafer ile sonuçlanarak düşmanın bu topraklara ulaşamayacağını gösterdi.
Sakarya’da,vatanın her karış toprağını kanla sulanmadıkça terk edilmeyeceğini bilen ecdadımız, Büyük Taarruz’da Türk milletinin var oluşunu,var olacağını bu topraklarda bu coğrafya da emanetin bekçisi olacağını göstererek düşmana fırsat vermedi.
Ve dün olduğu gibi bugünde kazandığı zaferlere yenisini ekleyen bir milletiz.
İşte bizler bu toprağın altındakilere minnet borçluyuz.Onların duaları bizim gönül coğrafyamızı genişleterek hedeflerimize,müreffeh bir gelecek oluşturmamıza neden olmaktadır.
Bugün insanlığa verdiğimiz değer ile gönülleri birleştirdiğimiz sürece nice zaferlere ulaşacağımıza inanan bir milletiz.
26 Ağustos 1071’de bizler düşmanın çokluğuna Hilal Taktiğimizi ,30 Ağustos 1922 ‘de de bu toprakların 1071’de ecdadımızın emaneti olduğunu Tekalifi Milliye’mizi gösterdik.
26 Ağustos 1071 Anadolu’nun kapılarını açan Malazgirt Zaferimizi Sultan Alparslan’ı,
30 Ağustos 1922 Anadolu’nun kapılarına kilit vuran Büyük Taarruz Zaferimizi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü Kutlar
Şehitlerimizi Saygıyla Minnetle Anıyorum.
Selam ve Saygılarımla İle..