SOMA’DA YEREL BASIN VE SEKA

Yayınlama: 18.09.2018
7
A+
A-

                Mehmet Ali Kâğıtçı, 1899 yılında Heybeliada’da dünyaya geldi. 1922 yılında İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesinden kimyagerlik diploması ile mezun oldu. Üniversite bünyesinde bir süre asistanlık yapsa da, hayalleri onu rahat bırakmadı. Kâğıtçılığı öğrenmek üzere 1925 yılında Almanya’ya gitti. Bir yıl sonra Almanya’dan Fransa’ya geçen Mehmet Ali Kâğıtçı, Grenoble Üniversitesi Kâğıtçılık Enstitüsüne kaydoldu.

Gerçek bir vatansever olan Mehmet Ali Kâğıtçı’nın yegâne amacı, ülkesinin kâğıtta dışa bağımlılığına son vermekti. Bu uğurda gece gündüz çalışan Mehmet Ali Kâğıtçı, enstitüyü birincilikle bitirerek “kâğıt mühendisi” unvanını aldı. Enstitüde gösterdiği başarı, Fransız şirketlerin dikkatini çekti. Memleket hasreti ile yanan Mehmet Ali Kâğıtçı, gelen cazip iş tekliflerini reddederek vatanına döndü.

Hemen kolları sıvayan Mehmet Ali Kâğıtçı, önce yerli kâğıt sanayinin kurulması için kamuoyu oluşturdu. Çabalarının ilk meyvesini 10 Temmuz 1934’de aldı. Celal Bayar’ın destek vermesiyle, Türk kâğıt sanayisinin kurulması için ilk kararname yayınlandı. İlk kâğıt fabrikası İzmit’te kurulacaktı. 14 Ağustos 1934’de dönemin Başbakanı İsmet İnönü, fabrikanın temelini attı. “Sümerbank Selüloz Kâğıt Sanayi” yani SEKA İzmit Kâğıt Fabrikası 1936 yılında açıldı.

Mehmet Ali Kâğıtçı ve dönemin hükümeti hız kesmedi. İzmit Kâğıt Fabrikasından sonra Balıkesir Kâğıt Fabrikası açıldı. Balıkesir Kâğıt Fabrikasını diğer SEKA fabrikaları izledi. Mehmet Ali Kâğıtçı amacına ulaşmış, yerli kâğıt sanayini kurmuştu. Türkiye artık kendi kâğıdını ve kartonunu üreten, bu alanda dışa bağımlı olmayan bir ülkeydi.

        Tamamen yerli kâğıt sanayimiz elbette emperyalist ülkelerin işine gelmiyordu. Türkiye, kendi kâğıdını üretmemeli, daha ucuza dışarıdan satın almalıydı. Görünmez eller devreye girdi. SEKA fabrikaları, 1998 yılında özelleştirme kapsamına alındı. İlk satılan fabrika 2003 yılında Balıkesir Kâğıt Fabrikası oldu. Ardından diğer fabrikalarda bir bir satıldı. Satılan fabrikaların büyük çoğunluğu üretimine son vererek kapatıldı, değerli arazilerine lüks konut ve siteler yapıldı. Türkiye’nin ilk kâğıt fabrikası olan İzmit Kâğıt Fabrikası ise “Kâğıt Müzesi” haline getirildi.

Kâğıt denince akıllara hiç şüphesiz gazete geliyor.

SEKA fabrikalarının özelleştirilmesi ve ardından kapatılması en çok matbaacılık ve gazetecilik sektörünü etkiledi. Bugün kâğıt ihtiyacımızın üçte ikisini dışarıdan ithal ediyoruz. Her geçen gün yükselen döviz kuru, gazetecilik sektörünü kalbinden vurdu. Siyasi iktidarlara yandaşlık yapan, devletten ihale alarak yol bulan ulusal gazetelerimiz için şimdilik sıkıntı yok. Zira onlar aldıkları ballı ihaleler sayesinde ekonomik sıkıntı yaşamıyorlar. Olan ne yazık ki muhalif gazetelere ve yerel basına oluyor.

Hazır yerel basın demişken gelin maziye doğru kısa bir yolculuğa çıkalım. İlçemizin yerel basın tarihine göz atalım…

Soma’nın ilk yerel gazetesi olan “ŞİMŞEK”, Rıza Yasav tarafından 1955 yılında çıkarıldı. Soma’nın ihtiyaçlarını dile getiren ve ilçeyi tanıtan Şimşek Gazetesi, Somalı vatandaşların ilgi ve sevgisini kazandı. Şimşek Gazetesini, 1963 yılında yayın hayatına başlayan “ŞAFAK” Gazetesi izledi. Yayın hayatı kısa süren Şafak Gazetesinin ardından 1966 yılında Mehmet Kayaalp’in çıkarttığı “SOMA’NIN SESİ” Gazetesi yayın hayatına başladı. İlçemizin dördüncü gazetesi ise Ahmet Menevşe tarafından 1970 yılında yayın hayatına giren “İLERİ SOMA” gazetesi oldu.

Soma’nın ilk yerel gazeteleri, tamamen yerli üretim gazete kâğıdı kullanırken, aradan geçen zamana ve gelişen teknolojiye rağmen günümüz yerel gazeteleri ne yazık ki ithal kâğıda muhtaç. Artan döviz kurları nedeni ile ithal kâğıt yerel basınımızın belini büküyor. Mali anlamda beli bükülen yerel basınımız doğaldır ki mesleğini icra etmekte zorlanıyor.

Gazetecilik, tarafsızlık ve bağımsızlık gerektirir. Gücünü iktidarı teşkil eden siyasi oluşumlardan alan gazetecilerin toplum yararına çalışması, gerçekleri objektif bir şekilde aktarması mümkün değil. Önümüzdeki ay kâğıdı kaç paradan satın alacağını bilemeyen gazetecinin tarafsız ve bağımsız kalabilmesi mümkün olabilir mi?

İlgiyle okuduğunuz bu satırları sizlerle paylaşan yerel basınımızın ne kadar güç koşullarda çalıştığına yakından şahidim. İlçemize dair sorunları, dertleri, ihtiyaçları, sevinçleri, mutlulukları var gücüyle paylaşan yerel basınımıza destek olmak boynumuzun borcu. Bugün her esnaf bir yerel gazeteye abone olsa gazetelerimizin iktisadi gücü artar. Artan iktisadi güç, bağımsız gazetecilik olarak bizlere geri döner, gazetecilerimiz siyasi iktidarlardan çekinmeden gerçekleri olduğu gibi yazar ve toplum yararına hizmet eder.

SEKA, Türkiye Cumhuriyetinin bir mucizesi iken, ne yazık ki mucizevi bir şekilde yok oldu. SEKA, TEKEL ve SÜMERBANK gibi kurumlar tesadüfen değil, bilerek ve isteyerek yok edildi. Bugün ekonomide dış güçlerden bu kadar kolay etkileniyorsak bu yerli ve milli üretimimizin iflas ettirilmesindendir.

Mehmet Ali Kâğıtçı ve nice vatansever devlet adamlarımızı rahmet ve minnetle anıyorum…

 

 

 

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.