Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Merhabalar sevgili dostlar, okullar kapandı, yaz tatili başladı, hepinize güzel bir tatil geçirmenizi temenni ediyorum.
Çalışma hayatımızın içerisinde hemen hemen tüm vatandaşlarımızın özlem duyduğu en büyük ödül tatil yapmaktır. Turizm nerede ise hava gibi, su gibi genel ihtiyaç halini aldı. Bu ihtiyaçların doğrultusunda ise gelişerek büyüyen turizm sektörü önemli bir rol oynamaya başladı. Turizm sektörünün gelişip büyümesi neticesinde milli gelirimiz üzerinde büyük bir etki yaratmış olup, diğer yandan dolaylı olarak sağladığı istihdam ile büyük bir kazanç kapısı olmuştur. Turizm bizim ülkemize nerede ise kaplıca sezonu, deniz sezonu, kış sezonu, kayak sezonu derken nerede ise zengin bir sezon yaratmış olup, hareketlilik devamlılık arz etmektedir.
Sezonda Ege ve Marmara olmak üzere birçok sahil bölgesini gezer ve bazı notlar alırım. Yine gittiğim yerlerde tanıştığım tatilciler ile sohbetler ile geçmiş ile gelecek arasındaki tatil tercihlerinde bir değişiklik olup olmadıklarını ve ekonomiye dair söyleşiler yaparım. Geçtiğimiz hafta Ege denizi kıyısında yer alan bir sahil beldesinde hem tatil yapıp, hem notlarımı ve anılarımı kaleme aldım.
Sevgili dostlar, Türkiye’de tatil yapan insanların serzenişlerin deki en büyük etmenin başında maalesef pahalılık gelmektedir. Pahalılık meselesi sadece yerli misafirlerden değil gurbetçi vatandaşlarımızdan da gelmektedir. Sezonun yoğun olarak beklendiği Temmuz ayının ortalarına gelindiğinde gerek Ege Gerekse Akdeniz’deki pek çok yerde hayal kırıklığı yaşandı. Hem yerli turistte hem yabancı turist sayılarında önemli azalmalar görülmektedir. Daha önce ülkemize gelen turistlerin tercihlerinde şimdilerde İtalya, Yunanistan, İspanya ve Mısır olduğu görülmektedir Yine gözlemlediğim kadarıyla pek çok tesisin fiyatı dövizle gelenle için pahalı kalmıştır. Her ne kadar girdi fiyatlarda girdiler anlamında ciddi oranda artışların olduğu görülse de turizmcilerin, otel, motel, pansiyon, apart otel sahiplerinin bir kez daha şapkasını önüne koyarak düşünmeleri gerekmektedir. Deniz kenarlarındaki şezlongdan seyyar satıcısına kadar her şey rantçıların ve fırsatçıların elinde olduğu görünüyor. Kaldığım süre içerisinde sahillerde hiçbir yerel denetimlerin olmadığını gördüm. Bakınız kısaca bir örnek vermek gerekirse bir adet haşlama mısır 60 TL, Bir simit 30 TL, Şezlong, şemsiye 500 TL tuvalet 10, çay 25, kahve 50 vs.t gibi gidiyor, diğer içecek ve yiyecekleri saymıyorum. Yine sahil kenarlarındaki plajlarda ki seyyar satıcıların çığırtkanlığının önüne geçilmesi gerekiyor. Yarı Türkçe, yarı İngilizce yarı Almanca haşlama mısır, simit, somak, elma şekeri, balık ekmek, kavunlu dondurma diye tatile gelen insanları rahatsız eden bu görüntülerin sivil zabıta ekiplerince denetlenmesi ve fiyat kontrolünün yapılması gerekmektedir. Emeği ile alın teri ile çalışanlara elbette bir sözümüz yok ama bunlarında bir denetimi olması lazım başıboşluk olursa kendi insanlarımızı kendi sahillerimizden maalesef soğuturuz. Seyyar satıcılar dünyanın bütün yerinde vardır, ama bir düzen ve intizam içerisinde satışlarını yaparlar, tatile gelen insanlar, huzur ve sessizlik isterler. Sezonun başlaması ile seyyar ve kaldırım işgalleri karşısında denetimlerin artırılması gerekmektedir. Yine gözlemlediği kadar ile bu yıl Yunanistan’daki turizmde büyük bir hareketlilik yaşanmakta olduğu görülmektedir. Basından ve gezginlerin kalemlerinden takip ettiğimiz kadarı ile Yunan adalarında gezme, konaklama ve yeme içmede büyük tercihlerin olduğunu gözlemlemek deyim. Geçenlerde yaptığım bir araştırmada” Yunanistan turizm pazarını mercek altına alan Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB), Türkiye’nin, ülkenin en büyük 10 turizm pazarından biri olurken, Türk turistlerin ülke turizminin en önemli gelir kaynaklarından biri haline geldiğini bildirdi. Türkiye’den Yunanistan’a gidenlerin sayısı yılda 1 milyon 200 bin kişiye yaklaştı. Buna karşılık Türkiye’ye gelen Yunan turist sayısı yüzde 20 geriledi.” Buda demek oluyor ki ne kadar bilinçsiz çabuk zengin olma hayâlı ile çaba gösterenlerin diğer insanların rızıkları ile de oynayıp, turizme balta vurmaya devam ediyorlar. Geçen senede gittiğim aynı tatil yöresinde bu sefer otel, motel ile restoranların, eğlence mekânlarının yarı yarıya boş olduğunu gördüm. Hareketlilik genelde halk pazarlarında halk ekmek büfeleri ile Belediyelerin satış ofislerinde, diğer yerler tamamen hareketsiz diyebilirim.
S.o.S çanları çalmadan cennet memleketimizin turizm girdilerini başka ülkelere kaçırmak yerine denetimlerin ve başıboşlukların titizlikle koordine edilerek aksaklıkların giderilmesi ve şikâyetlere kulak verilmesi en büyük dileğimdir. Bu tatil dönemimde tanıştığımız gurbetçi vatandaşlarımızdan tatil için Türkiye’ye gelen Zonguldak Ereğlili sevgili Dilek Hanım ve ailesi çocukları ile yaptığımız sohbet sırasında,” Biz zaten dışarıda kendimizi yabancı gibi hissederken birde başka bir ülkeye tatile gidip içimizde memleket özlemini bastırıp tatil yapmak benliğimiz ile hayatta uyuşmaz” diyerek gerçek bir milliyetçilik örneği verdiği zaman tüylerim diken diken oldu. Vedalaşırken bile sanki kırk yıllık dost muşçasına ayrılmak zor oldu,” Sevgili miraç seni hiç unutmayacağız. İyi tatiller diliyoruz.
Gelecek hafta görüşünceye dek şen ve esen kalın sevgi ile kalın, dostluklarla kalın.
