Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Selam ve sevgilerin en güzelinin siz değerli gönül dostlarımın olması dileği ile hepinize güzel bir hafta geçirmenizi diliyorum. Havalar yavaş yavaş soğumaya başladı, deniz mevsimini bitirdik, sıra geldi zeytin toplamaya, zeytin demişken maşallah bu sene zeytin rekoltesi iyi fakat çiftçinin mahsulü maalesef emeğinin karşılığını alamıyor. Amele yevmiyeleri üreticiye göre yüksek, çalışana göre normal ama gerçekten tüccarın aldığı zeytin kilosu ile amelenin toplamış olduğu zeytin neredeyse aynı oranda gidiyor, yani yevmiye sonrası toplanan zeytin satışından kalan miktar zeytin üreticisinin yaptığı masrafları ne yazık ki kurtarmıyor. Girdiler, mazot, gübre, ilaç derken fiyatlar aldı başına gidiyor. Allah hepimizin yar ve yardımcısı olsun ama bazen bunların daha iyi günler olduğunu, gelecek günlerde çok da iyimser olmadığımı düşünüyorum.
Neyse bu hafta kısadan hisselerle haftayı kapatmak istedim;
İnsanoğlunun yalakalık, yüzsüzlük ve çirkeflikleri elinin yüzünün kiri olmuş durumda, sırf bu meziyetleri ile gününü gün eden milyonlarca insan var, Padişahım çok yaşa diyerek alkış tutmasını bilenler, hiçbir beceri, meslek ve eğitimleri olmasa da bu meziyetlerini ustalıkla yalakalığa ve riyakârlığa döndürerek kendilerine toplumda iyi değil, çok çok iyi yerlere gelmektedirler. Kısaca dalkavukluk uyutunluk ve yalakalık günümüzde temel ilke haline gelmiş olup, her zaman her yerde rastlanması mümkündür. Birazda hikayeler göz atalım;
“Bir zamanlar bir padişah, can sıkıntısından kurtulmak için dalkavuk aramaya başlamış. Ama sıradan bir dalkavuk değil, ülkenin en iyi dalkavuğunu arıyormuş. Dört bir yana haber salınmış. Ülkenin çeşitli yerlerinden yüzlerce kişi padişahın dalkavuğu olmaya talip olmuş. Padişah adayları sırayla huzurunda kabul etmeye başlamış. İlk aday kendisini tanıtıp çalıştığı yerleri anlatmaya başlamış. Padişah sabırla dinledikten sonra, demiş ki; ‘Aslında sen pek dalkavuğa benzemiyorsun.’ Dalkavuk adayı cevap vermiş; ‘Nasıl olur padişahım? Hizmetinde bulunduğum herkes benden övgüyle bahsederdi. Onlara da sorsanız benim ne kadar iyi bir dalkavuk olduğumu anlatacaklardır’ diyerek kendini savunmaya çalışırken Padişah bu adayın istediği dalkavuk olmadığını söyleyip diğer adayı çağırtmış. Aynı konuşmalar defalarca tekrar etmiş. Gelen herkes kendisini ve çalıştığı yerleri anlatıyor, padişahın ‘Sen pek dalkavuğa benzemiyorsun’ sözüne karşılık, kendilerini savunmaya fırsat bulamadan sıra diğer adaya geçiyormuş. Nihayet bir aday da kendini tanıtınca padişah yine aynı sözle eleştirmiş; ‘Aslında sen pek dalkavuğa benzemiyorsun.’ Dalkavuk adayı; ‘Haklısınız, pek benzemem padişahım!’ Padişah; ‘Dur bakayım sanki biraz benziyorsun, galiba!’ Aday bu kez; ‘Yine haklısınız, Biraz benziyor olabilirim padişahım!’ yanıtını verir. Dalkavuk adayının bu sözleri üzerine padişah, adamı sarayın dalkavukluğuna almış.
Yine bilinen padişahın patlıcan hikâyesi ile yazımızı sonlandıralım.
Padişahın biri, patlıcanı çok severmiş. Ne zaman; “Şu patlıcan musakkaya bir türlü doyamıyorum. dese dalkavuğu da; “Aman padişahım, siz söyleyince ağzımın suyu akıyor, akşam olsa da yesek.” dermiş.
Padişah imambayıldıdan söz edecek olsa; “Padişahım, şu imambayıldıyı icat edenin mekanı cennet olsun, nefis bir yemek. İnsan yemeye doyamıyor.” dermiş.
Padişah; karnıyarıktan, patlıcan dolmasından, kızartmasından, kebabından, patlıcan salatasından, turşusundan ve reçelinden söz ettikçe, dalkavuk da göklere çıkarırmış…
Gel zaman git zaman, padişah patlıcandan nefret etmiş. Sofraya değil yemeği, salatası, turşusu, tatlısı, patlıcanın (P) harfinin gelmesini bile yasaklamış.
“Şu patlıcan musakkanın neresini beğenirler de yerler, bir türlü anlamıyorum.” dediğinde, dalkavuk da padişahın sözünü tamamlamış; “Aman padişahım, bu musakkanın yenilmesini yasaklamak lazım.”
Padişah, bir başka gün; “Bu insanlara hayret ediyorum. O kadar güzel salata çeşidi varken akşam yemeğinde tutup patlıcan salatası yiyorlar… Anlamak mümkün değil!” dediğinde, dalkavuk sözünü kesercesine atılarak eklemiş:
“Padişahım, bu insanlarda damak zevki diye bir şey yok. En iyisi, patlıcanın yetiştirilmesini yasaklamalı… Adını bile duymaktan nefret ediyorum.”
Durumu fark eden padişah dalkavuğuna; “Yahu! Sen patlıcanı metheder ve adeta göklere çıkartırdın, birden ne oldu sana böyle?” diye çıkışınca: Dalkavuk;
“PADİŞAHIM BEN PATLICANIN DEĞİL, SİZİN DALKAVUĞUNUZUM, BUNU UNUTTUNUZ.” demiş.
Ne diyelim aslında dalkavukluk, yalakalık, yağcılık büyük bir sanattır, marifettir. Bilgi, becereli, zeka sahibi olsan da her zaman yerinde saymaya, ilerlememeye mahkûmsun diyerek cümlemizi kapatalım.
Haftaya görüşünceye dek şen ve esen kalın sağlıkla kalın.