Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Selam ve sevgilerin en güzelinin siz değerli gönül dostlarımın olması dileği ile hepinize güzel bir hafta geçirmenizi diliyorum. Geçen haftaki yazımda sizlere gelecek hafta padişahın hikayesini anlatacağım diye söz vermiştim. Ancak önce birkaç kelime yazayım, sonra hikâyemize geçelim.
Sevgili dostlar, Yaşadığımız ve içinde bulunduğumu dünya hayatının müddeti kısa ve lezzeti de kısa olduğu için bizlere lezzetli gelir. Yani sadece kendimizi aldatma ve oyalanmadan başka bir şey değildir. Aklını kullanan insanlar bu dünyanın geçici yani fani olduğunu bilirler, çünkü esas alem diğer taraftadır. Dünya hayatının gelip geçici olduğu kadar makam ve mevkiler de geçicidir. En basitinden Medya kanallarında Koltuk devir teslimi yapan bürokratların yüzüne şöyle bir bakın, devreden elinde göstermelik çiçek de olsa içi kan ağlıyor, devir alan da sanki devir aldığı arkadaşının gittiğini görmemiş gibi kendini en yüksek mertebeye ermiş görür. 45 yıllık meslek hayatımda bir günde gelip Müdür yardımcısı olup, ertesi gün Müdür olarak gidenleri, terfi edenleri gördüm, hatta aynı gün gelip, muradına eren, öğleden sonra gidenlerinde gördüm, yani birçok hülleler gördüm, Yazıklar olsun hepsi kul hakkı değil de nedir, çalıştığı kurumlarda kadrosuzluk nedeniyle ve arkalarında dağların olduğunu sanan, bileği kalın olanlar, ablası, emmisi olanlar en fazla on beş gün kalıp bir üst makamlara yükselerek aynı yerlerine dönmüş, dönemeyenler de önce geçici görevle gönderilmiş, kadrosu Soma’da kalmış, günü dolduktan sonra asaleten aynı yerine atanmıştır, bak hellleeeeeee bakkk şu dünyanın garip işlerine yaaa.
Bu atamayı gerçekleştiren insanlara hiçbir vicdanlı kalkıp da Allah rızası için , sizin atadığınız adam daha masaya oturmasını bilmez, bürokrasinin çarkını bilmez, astını, üstünü bilmez, fakat bu işi ehil olarak filanca kişi yıllarca bu makamı temsil edecek daha iyi bilgi ve donanıma sahiptir diye soramaz mı ? Soramaz çünkü ilahlar kıdem ve liyakate değil, kimin sırtının, arkasının kalın olduğu daha önemlidir, bilgi, kıdem, deneyim, tecrübe bunlar makama gelirken aranan vasıflar değildir, hele arkanda birde abla, abi buldun mu sormayın keyfime gitsin, unutmayın bu dünyanın altı daha önemli. Dünya hayatı gibi bütün makam ve mevkiler geçicidir. Asıl olan geride bıraktığımız salih amellerdir, hoş sadalardır. Geride bıraktığınız kul hakları ve aldığınız ahları unutmayın, elbet bir gün elinize ayağınıza dolaşacak ve bir yerlerinden veya birilerinizden çıkacaktır.
Şimdi gelelim birde Kraldan çok, kralcı olanlara, Dinimizde makam ve mevki sahiplerine yaranmak ve onlardan gelecek bir aferine, bir oda veya makam almak için binbir takla atanlara Dalkavuk/Yağcı yaptığı işe de Dalkavukluk/yağcılık denmiştir. Bu aslında bir kişilik zafiyeti olup, kabullendirilmesinin bu yolla kabul edilmesini sağlamak için yapılan aşağılık bir durumdur. Bu gibi insanları aslından her ortamda görmek mümkün, çünkü artık bu insanlar yükselebilmesi için başka şans bırakmadılar. Eski film yıldızları vardı, birden başrolde bir oyuncu, aaaaa bu da kim, 70 yaşındaki yönetmenin yeni aşkıymış derler, birkaç film sonrası herkes u ünlü olmuş sanatçıyı tanırdı. Kimsenin ekmeği ile, geleceği ile oynamayın, bakma bugününe, bak yarınına diye boşuna söylememişler, dün makam ve mevkilerde küçük dünyaları ben yarattım diyerek kibirlenen insanlara bugün Soma sokaklarında bir bardak çay içip, yanına sokulup, üç, beş sohbet edecek insan bulamadıklarını çok net şekilde görüyoruz, yanlarında korumalar ile gezen yalaklar, bana selam veren olur mu diye insanların yüzlerine bakmaktalar. Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste, kimsenin yaptığı kimsenin yanında kar kalmaz, bu böyle biline ve patlıcan hikâyemize gecelim.
Eskiden yaşayan kralın biri patlıcanı çok severmiş. Patlıcandan her bahsettiğinde, Soytarısı iç geçirir Kralı tasdik edermiş. Kral; ‘Patlıcan dolma gerçekten mükemmel bir yemek’ diye konuşsa, Soytarı atılır ‘evet patlıcan dolmanın üzerine yemek tanımam’ dermiş. Kral patlıcan musakkadan bahsetse ‘ah var mı patlıcan musakka gibi bir yemek’’ diye söze başlarmış. Kral ‘ üç öğün patlıcan kızartma olsa yerim’ dediğinde, ‘bir ömür patlıcan kızartma yiyebilirim’’ dermiş. Zaman geçtikçe Kral patlıcandan bıkmış nefret eder olmuş. ‘Bu patlıcan yemeğini nasıl yerler bilmem. Böyle tiksindirici bir yemek daha olamaz’ demiş. Soytarı ‘Haklısınız Kralım millette ne mide var. Aslında tüm patlıcan yemeklerini yasaklamak lazım’ demiş. Soytarının daha önceki söylediklerini bilen bir kişi ‘Yahu! Daha düne kadar sen değilmiydin patlıcan yemeğini öve öve göklere çıkaran?’ diye sorduğunda Soytarı atılmış. ‘Ben Kralın Soytarısıyım patlıcanın değil.’
Gelecek hafta görüşünceye dek sağlıcakla kalın, sevgi ile kalın.