Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Selam ve sevgilerin en güzelinin siz değerli gönül dostlarımın olması dileği ile hepinize güzel bir hafta geçirmenizi diliyorum.
Yazının başlığını görenler, acaba siyaset mi kaleme aldı diye düşünebilirler, ama burada Büyük balığın küçük balığı her yerde nasıl yuttuğunu anlatacağım. Hatırlayanlar muhakkak olacaktır, Sis yapım imzalı 2006-2008 yılları arasında ulusal TV kanallarının birinde “ Hatırla Sevgilim “ diye dram, romantik, ve tarihi türde 2 sezondan oluşan dizi, 68. Bölümü ile final yaparak sona erdi. Bu dizide Rahmetli Fikret Kızılok’un güzel bir şarkısı diziye damgasını vurmuştu, bu şarkı sonrası dizi daha da bir hayran kitlesi oluşturdu. Daha sonra bazı siyasi tartışmaların devam etmesi ile sonlandırılmış oldu.
Küçücük bir çocuktum
Sebebini bilmeden
Sokağa çıkamadık
İhtilal oldu sandık
Sonra biraz büyüdük
Alfabeyi bitirdik
Azı dişim çıkmıştı
Sünnet bile olmuştum
Kennedy öldürülmüş masası, sandelyesi
Migros açılmamıştı
Beatles ortada yokken
Ekonomi bomboktu
Zeki Müren ortada
Bülent Ersoy erkekti
Vietnam savaşını
Kendisiyle başlattı
Süleyman (hep) başbakan (hep)
Başbakan (hep) Süleyman (hep)
Süleyman (hep) başbakan (hep)
Başbakan (hep) Süleyman diye gidiyor.
Yukarıda ki yazımda da bahsettiğim üzere hangi iş yerinde olursa olsun eğer arkanda dayın, amcan yoksa ne yükselebilirsin, ne bir baltaya sap olabilirsin, nede kendini ve bilgini kanıtlayabilirsin. Özellikle emekli olduktan sonra her kurumdan deneyimli, tecrübeli, kıdemli, bilgili, ve en önemlisi de kimseye yalakalık yapmasını beceremeyen arkadaşlar ile yaptığım sohbetlerde serzenişleri duyunca değişen bir şey olmadığını çok daha iyi anlıyorum. Geçenlerde bir yazımda da bahsetmiştim, 44 yıl 9 ay emek verdiğim Kamu kurumunda belki 30’u aşkın arkası kalın, ensesi geniş, koltuğu zor dönebilen insanların etrafında pervane olup, padişahım çok yaşa demesini becerebilenler 1 gün içinde Ankara’dan Somaya gelip, yeni müdürlük veya Müdür yardımcılığı görevini imzaladıktan sonra en geç bir hafta içerisinde hatta kimi zaman 1 gün içinde sabah gelip öğleden sonra dönenlerde gördüm. Oysa bu kuruma yıllarca alın teri ile hizmet vermiş, yüzlerce, binlerce öğrenci yetiştirmiş şef arkadaşlar maalesef yükselemeden emekli olup nalet olsun diyerek gittiler. Eeee ne diyelim “ Ölmeyen meslek yalakalık” Bunlar mantar gibidir, önlerindeki yalakalıkları gören yeni yetmeler, yılına, kıdemine, bilgisine, liyakatine, becerisine, tecrübesine bakmadan kuyruğunu kaldırıp, siyaset çevresinden veya memleket hemşeri ayağına muhakkak birilerini yakalayarak kendilerine koltuk, makam bulurlar. Yönetim ve organizasyondan, çalışma başarısı ve becerisinde insan olabilmenin şartlarının ne olduğunu bilmeden, bürokrasi ve ast üst ilişkilerinden uzak insanlar, sadece yaptıkları en iyi görev kuklalıktır. Arkasında bilgi ve tecrübeli, deneyimli ve kıdemli, beşeri ilişkilerdeki çalışma arkadaşları ile ahenk ve uyum çerçevesine haiz olan diğer insanlar dilleri kısa olduğu için önlerindeki işlerine devam etmek zorundadırlar.
Hani “Serdar Tuncer” diyor ya;
“Her şeyi alkışlayana yalaka, her şeye itiraz edene ahmak, yerine göre alkışlayıp, yerine göre itiraz edene de dost denir…” diye…
Ama bu sözün devamı var orda da diyor ki;
“ Yalaka seni, ahmak ise kendini bitirir… Adam olana dost lazım…” ANCAK DOSTTAN ANLAYANI BANA GÖSTEREBİLİRMİSİNİZ?
Geçenlerde nerede okuduğumu hatırlayamıyorum, Hitler ve Mussolini aslında büyük ve kudretli insanlardı ama onları etraflarındaki büyük kelimelerle adeta tanrılaştıranlar felakete sürükledi…”Bunlarda ve bunun gibilerde felakete sürüklenerek yok olup gideceklerdir. Her an için yukarıdaki bir bürokrat değişikliğinde kendi çevresini kuracak olan ağalar, kendilerine yatırım yapan yalakaları bir makam ve mevkie getirecektir muhakkak. Bu devranda böyle dönüp gidecektir. Sonuç mu dediniz, işte orası muamma, makam aracına binmeden arabalarını yazın soğutup, kışın ısıttıranların hiç biri Atatürk caddesinde ne yazık ki görünmüyor. Bunca emekli her kurumdan emekli olmuşi zamanın ağır topları olsun, Belediye başkanları olsun, vekilleri olsun yalnız başlarına kalmışlardır.
Bu konuda yazacak o kadar çok şey var ki inanın buradan kelimeler yetmiyor, bir kısmını haftaya ayırmak zorunda kaldım, daha sırada EÜAŞ lojmanları ile ilgili konuşacak bir sürü konu var, ama bu hafta yetiştiremeyeceğim. .Gelecek hafta kapsamlı bu konuyu da ele alacağım.
Ne yapalım varsın hayat yalakaların şansını döndürsün,
varsın onurlu olmak benim ocağımı söndürsün,
“Ömer Hayamın dediği gibi ben haysiyetime, onuruma fiyat biçtirmedim, biçtirmeye de niyetim yok… Buradan yürekli, bilgili, özünden, sözünden ödün vermeyen adam gibi adam arkadaşlarıma naçizane bir tavsiyede bulunacağım, siz siz olun,
1-Yalancıdan…
2- Yavşaktan…
3- Yobazdan…Yüzsüzden
4- Yalakadan…Yanaşmadan
5- Sonradan görmelerden uzak durun. ( Ozan Arif)
Bir ülkeden küçük insanların gölgeleri büyüyorsa orada güneş batmaktadır. Rabbim dürüst çalışan, onurlu ve gururlu insanları , iki yüzlü, riyakar, sahtekar, yalaka insanlardan korusun. Toplumuzun en büyük panzehri olan yalakalık bence terörden hiçbir farkı yoktur.
Eeee bir kısım yazımızı haftaya bırakalım, günde on defa , yirmi defa postaya gidip gelme bahanesi ile veya bir tane cıvata alma bahanesi ile tasarruf tedbirlerini hiç sayarak resmi araç kaynayan, tasarruf tedbirlerinin hiçe sayıldığı yazımızı ilerleyen zamanlarda da ele alacağım, hiç kimsenin şüphesi olmasın. Yürekli, onurlu, Kişilikli Adam gibi adam dağdan gelip bağdakine sahip olmaya çalışmayan, dostlara selam olsun.
Gelecek hafta görüşünceye dek şen ve esen kalın.